» 
 

“Sebat ve Dürüstlük Başarının Anahtarıdır”

OSTİM’e Emek Verenler’in bu ayki konuğu, yarım asırlık çalışma hayatında başarılı hizmetlerle adını yazdıran Sedat Kızılkaya…

OSTİM’e Emek Verenler’in bu ayki konuğu, yarım asırlık çalışma hayatında başarılı hizmetlerle adını yazdıran Sedat Kızılkaya… Kızılkaya, OSTİM camiasının da aşina olduğu bir isim… Bölgenin kuruluş yıllarıyla birlikte Yönetim Kurulu’nda görev alan Kızılkaya, OSTİM’deki Ahilik anlayışını, “Cevat Bey’in yaşattığı bir iklimdi.” sözleriyle açıklıyor.

Sedat Kızılkaya ile OSTİM’in kuruluş yıllarındaki görünümünü, esnaflık olgusunu ve ticarette başarıya giden yolu konuştuk… Kızılkaya, ticari hayatta itibarın önemine dikkat çekerek, “Sebat etmenin ve dürüstlüğün açamayacağı hiçbir kapı yoktur.” dedi.

Sedat Bey sizi tanıyabilir miyiz?

1938 Ankara doğumluyum. Meslek lisesi metal işleri bölümü mezunuyum. Mesleğime 1954 yılında babamın yanında para kasaları, yangın dolapları, el arabaları imalatı yaparak başladım. 1958-1960 yıllarında vatani görevimi yaptıktan sonra 1964 yılına kadar babam ile çalışmaya devam ettim. 1964 yılı Mayıs ayında Ata Sanayi Sitesi'nde kendi işyerimi açtım.

Ankara Demirciler Odası'na 1969 yılında Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildim ve 2004 yılına kadar Yönetim Kurulu 2. Başkanlığı, 12 yıl da Oda Başkanlığı görevlerini yürüttüm. 1969-1974 yılları arasında, OSTİM Yönetim Kurulu’nda yer aldım. 1969'da esnafın demir ve sac ihtiyacının karşılanması için Demir Satış Kooperatifi'nin kurulmasına Cevat ağabey ile birlikte öncülük ettim ve 1976 yılına kadar Yönetim Kurulu’nda görev aldım.

1970 yılında esnafımız için kurduğumuz Sosyal Yardım Sandığı'nın kurucu üyeliğini üstlendim ve 1980 yılına kadar Sandığın, 1978-1996 yılları arasında da Ankara Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği'nin Yönetim Kurulu’nda görev aldım.

1982-1990 yılları arasında Türkiye Madeni Eşya Sanatkarları Federasyonu'nda 8 yıl boyunca 2. başkanlık görevini yürüttüm. 1984-1995 yılları arasında Ankara Havaalanı yolu üzerinde bulunan Pursaklar Sanayi Sitesi'nin iki numaralı kurucu üyesiydim. Buradaki 9 yıllık başkanlık sürecimde 450 dükkânı tamamlayarak, bu dükkânları ortaklarımıza dağıttık.

1986-1992 yılları arsında S.S. Emek Pazar Konut Yapı Kooperatifi'nin kurucu üyesi olarak yönetim kurulunda görev yaptım ve burada da 240 konutumuzu üyelerimize teslim ettik. Halen Çankaya Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi'nde 2. Başkanlık görevindeyim. 3 çocuk babasıyım.
Merhum Cevat Dündar’la olan diyaloğunuzu ve görev yıllarınızdaki çalışmalarınızı anlatabilir misiniz?

Merhum Cevat Dündar'la olan diyaloğunuzu ve görev yıllarınızdaki çalışmalarınızı anlatabilir misiniz? OSTİM’in kuruluş süreç nasıl gelişti?

Cevat Ağabey babamın arkadaşı esasında aynı çarşının esnafıyız. Halin önündeki, Sobacılar’ın içinden. Ben Ata Sanayi’de kendi dükkanımı açınca, kendisi “Hasan Ağa’nın oğlu gel, beraber çalışalım.’’ diyerek yanına aldı. O şekilde cemiyet hayatımız başlamış oldu.

Kurucular listesinde yokum ancak, OSTİM’in ilk yönetimlerinde yer alan isimler arasındayım. OSTİM’in kurulduğu bölge, Macunköy ve Yuvaköy arazilerinin içindeydi. Bu arazilerde bostanlar vardı; kavun, karpuz ekilirdi. Oraları alıp, sanayiyi geliştirmek üzere Ankara Demirciler Sanayi Sitesi adı altında işe başlandı. Metrekaresi 2,5 liradan epeyce bir arazi satın alındı. Bu araziler, Cevat Ağabey’in hayalindeki bölgeyi tahakkuk ettirebilmesine kafi gelmedi, daha fazlasına ihtiyaç duyuldu.

Cevat Ağabey, Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği Başkanı Fehmi Genç’e “Oğlum Reis’’ diye hitap ederdi. Bir gün “Ankara Belediye Başkanı Ekrem Barlas ile birlikte bölgeye, sanayi sitesine gidelim.” dedi. Gidelim ancak sanayi sitesi diye bir şey yok; arazi boş. Ekrem Barlas’ı da aldık, Cevat Dündar ve Fehmi Bey’le birlikte araziye geldik. Cevat Ağabey heyecanla, “Orayı da aldım, burayı da aldım.” diyerek anlatmaya başladı. Ekrem Barlas, o kadar araziyi görünce, şakayla “Cevat Bey sen ne yapmışsın; Kuveyt İmparatorluğu kuruyorsun burada.’’ yorumunu yaptı. Başlangıç o şekilde oldu.

“KÖYLÜ ARAZİ FİYATLARINI ARTIRDI”
“Burası sanayi sitesi olacak.” denilince; köylü ve tarla sahipleri değerini biraz daha artırmaya başladı. 2,5 liradan, 5, 7,5, 10, 12,5’a çıkınca rahmetli Cevat Bey, “Bu iş olmayacak, önünü alamayacağız bunun.” değerlendirmesini yapınca çare düşündük. Bir gazeteye, “Sanayi sitesi yapmak gayesi ile alınan arazi satılık.” şeklinde ilan verdik ve satıldığını göstermek için de 30 dönüm civarında bir araziyi bana satış yapıp adıma tapu ettiler. Yönetimin en genci idim birbirimize karşı güven, sevgi, saygımız vardı. Arazi 6-7 sene kadar benim üzerimde kaldı ve daha sonra kooperatife geri iade ettim. Robert Bosch’un dediği gibi; insanların güvenini kazanmak, para kazanmaktan daha önemlidir her zaman.

Cevat Bey’in trafik kazasında vefatından sonra Turan Çiğdem Bey işe el attı. Cevat Dündar’dan sonra Turan Bey’le bir dönem daha çalıştım. Sonra kendi ekibini kurdu, O da güzel hizmetlere imza attı.

Üyeleri bölgeye gelmeye nasıl ikna ettiniz?

“Bu işi yapıyoruz, başladık.” deyince, Ata Sanayi’yi, Yeni Sanayi’yi bildikleri için, OSTİM’in olduğu bölgeyi dağın başı diye algılıyorlardı… İmalat yapılacağı, bir fabrikasyon işi olacağı tahayyül edilemiyordu. Müşteri gelmeyeceği gibi endişelerle, pek sıcak bakılmadı. Zamanla iş tahakkuk etmeye başladı ve esnafın ilgisi arttı.

“ESNAF BİRBİRİNE BAĞLIYDI”

OSTİM’deki Ahilik anlayışını değerlendirebilir misiniz?
Ahilik, Cevat Bey’in yaşattığı bir iklimdi... 2. Başkan Bayram Bey, Cevat Ağabey için “Bu, deli. Bunun sırtını sıvazlayacaksın, yürü diyeceksin, bunun gitmeyeceği, aşamayacağı yer yok.” derdi. 

O tarihlerde Kefalet Kooperatifi Ankara’da 1-2 tane var. Üçüncüsünü, dördüncüsünü kurmak akla da gelmiyor. Biz de bu amaçla Sosyal Yardım Sandığı oluşturma kararı aldık; 4 numaralı kurucuyum. Ankara’daki demirciler esnafına, odamıza kayıtlı olan demirciler esnafına yönelik kurulan Sandık itibar gördü. Sitelerdeki esnafa da kapıları açtık, onlar da istifade ettiler.

O zamanki esnaf dayanışması, bugünkünün çok daha fevkindeydi. Bizim iş yerimiz Ata Sanayi 6. Sokak’ta idi. Herhangi bir sabah geldiniz. O gün çekiniz, senediniz var. Fazla düşünmezdiniz yani. Kimde varsa hemen o çek, senet ödenirdi. O kadar birbirimize sadıktık, bağlıydık. Şimdi herkes kendi içine çekilmiş, derdi ile meşgul… Bırakın sanayiyi apartmanda bile durum aynı…

Esnaflıkta başarının sırrı nedir?

Bizim zamanımızda Esnaf Kefalet Kooperatifi gibi yapılar yaygınlaşmamıştı. KOSGEB falan hayaldi. Bir bankaya gidip de bankadan köşedeki esnafın kredi alması bir yana para yatırmak için bile çekinerek giderdin. Şimdiki imkanlar o güne göre çok daha iyi.

Her şeyden evvel dürüstlük ve sadakat gelir. Ben kelepçe imalatı yapıyordum; bana, “Ne kadar çok yapıyor, devamlı üretiyor.” diyerek rakipler çıktı. Baktılar ki 3-5 kuruş kar bize yetiyor o rakipler, bıraktılar ama ben sadakat ile devam ettim.

“OSTİM BEKLENTİLERİMİZİN ÖTESİNE GEÇTİ”
Açıkça söyleyeyim; bugünü hayal edemezdim. Biz devamlı olarak Yeni Sanayi, Ata Sanayi, Büyük Sanayi gibi; oranın biraz daha tekamül etmiş, genişlemiş halini düşünüyorduk. OSTİM’in bu şekilde; yüksek okuluyla çıraklık eğitimiyle, karakoluyla, hastanesiyle, postanesi ile büyük bir sanayi bölgesi olabileceğini kestiremezdik.

Cevat ağabeyin geniş ufku sayesinde, zamanında alınan fazla arazilerden her dükkan sahibine ya bir işyeri arsası, ya bir sanayi sitesi arsası ya da konut arsası verildi. Hayalimizin üstünde bir proje ve tüm ortaklarımıza çok karlı bir yatırım oldu.

Cevat Bey mikrofonu her alışında bölgeyi, ‘Balkanlar’ın ve Orta Doğu’nun En Büyük Küçük Sanayi Sitesi’ olarak anons ederdi. “Size burada banka kuracağım. Kendi paranızı kendi bankanızdan alacaksınız. Kendi paranızı yatıracaksınız. Kredi zorluğu olmayacak.” derdi. OSTİM bugün beklentilerimizin ötesinde ve güçte.

Şuandaki yöneticilerimize, arkadaşlarımıza çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Başarılar diliyorum. Sebat etmenin ve dürüstlüğün açamayacağı hiçbir kapı yoktur. İtibarımızı ve güvenirliliğimizi kaybetmeyelim önemli değil parayı her zaman kazanabiliriz.

“BANA 1 YIL YETER”

Birgün kendisine “Cevat Ağabey, sen çok tez canlısın, kaplumbağa ağır ağır hareket eder ve 90 yıl yaşarmış, kurbağa da tez canlılığından 1 yıl yaşarmış” dedim. “Başkası kaplumbağa gibi 90 yıl yaşasın, bana 1 yıl yeter.” karşılığını verdi. Baba oğul gibiydik…
 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *