» 
»
 

SİP'ten Bugüne Sektörel Bakış

Ne denildi? Neler yapıldı? Nasıl sürdürülmeli?

Medikal, Ulaştırma ve Enerji sektörünün tarafları, aradan bir yıl geçmesine rağmen uygulaması görülmeyen Sanayi İşbirliği Programı (SİP) için buluştu. Toplantılarda, kamu alımlarının önceden planlanması ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) benzeri yapılanma istendi.

Yıllık yaklaşık 114 milyar TL’lik potansiyeli olan kamu alımları, yerli üreticilerin teknolojilerini geliştirmesi, yeni istihdam imkanları sağlaması ve en önemlisi cari açığın kapanmasındaki rolü ile ülkemizin ekonomik geleceğinin sac ayaklarından biri.
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesi, Ankara Ticaret Odası Kamu Alımlarında Yerli Katkı ve Offset Uygulamaları Özel İhtisas Komisyonu, OSTİM ve ODTÜ Teknokent işbirliği ile 26 Nisan 2016 tarihinde düzenlenecek ‘Kamu Alımlarında Sanayi İşbirliği Programının Etkinleştirilmesi Konferansı’nda taraflar bir araya geliyor.

Yeni bir perspektif sağlaması ve uygulamalardan doğan aksaklıkları ortaya koyması öngörülen 26 Nisan buluşması öncesi, Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) ev sahipliğinde Medikal, Ulaştırma ve Enerji alanlarında hazırlık çalıştayları gerçekleştirildi. Kamu, özel sektör ve üniversite temsilcileri çalıştaylarda, SİP’ten bugüne olan gelişmelere ilişkin görüşlerini ve önerilerini paylaştılar.

Üç gün süren oturumlarda; 10 milyon dolar sınırından, teknoloji transferine, pazar fırsatlarından, finansman uygulamalarına kadar birçok madde kuyumcu hassasiyetiyle tek tek ele alındı.

>>SALİH BEZCİ
ATO Yönetim Kurulu Başkanı

“ANLAŞMA YAPILIRKEN OFFSET KONULSUN”
Offset son derece önemli. Türkiye’deki odalar içinde ilk defa bunu biz yaptık. Bundan ad çok mutluyuz. Çok özveri ile çalışıyor arkadaşlarımız. OSTİM, Ankara’nın lokomotifi bu konuda. Yaptığı ürünleri ben biliyorum. Öyle ürünler, yedek parçalar yapıyorlar ki neredeyse uçakların yedek parçalarını yapıyorlar. Bunun yanında hızlı trene parçalar üretiliyor. OSTİM herşeyi yapıyor. Bizim de ATO olarak OSTİM’e son derece fazla değer veriyoruz. Verdiğimiz değerden dolayı da sizlerle bugün buradayız. Kamu alımlarında özellikle devletimizde istediğimiz; bir anlaşma yaparken mutlak şekilde offseti koysunlar. Ben OSTİM’e çok güveniyorum. Yapamayacağı iş yok OSTİM’in.

>>RECAİ KESİMAL
ATO Yönetim Kurulu Üyesi

“ÜLKENİN GELECEĞİDİR”
Genel bir kanaat var insanlarda; offset deyince önem ve anlamını doğrudan anlatmak işin en önemli kısmıdır diye düşünüyorum. Offset deyince bu ülkenin geleceğidir offset. Savunma sanayinden tutun da aklınıza gelebilecek bütün üretim alanlarını doğrudan teşvik eden bir yapılanma aslında.

Dolayısıyla ülkemiz adına çok önemli. Komisyon çalışmalarına doğrudan katılım elde ettiğim fikirler, izlenimler noktasından baktığımız zaman, bu çalışmanın artarak geliştirilmesi gerektiği, bunun bir milli şuur şeklinde görmek lazım. Her yurtseverin bunu ülkenin geleceği olarak algılayıp, bunun çalışmalarına doğrudan katkı vermesi gerekiyor.

>>ORHAN AYDIN
OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı

“ZİHNİMİZE BARİYER KOYDULAR”
Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın çok uzun yıllar uyguladığı ve Türkiye’ye sanayileşme anlamında çok önemli katkılar sağladığı bir alan. Fakat sivil tarafta, küresel dünya bizi pazar olarak gördü ve mallarını satmak için bize serbest piyasa ekonomisini ve kurallarını tarif ettiler. Oysa bizim yapmamız gereken; onların tarif ettiği değildi. Ülkemizin kalkınmasını, gelişmesini, sanayileşmesini, yolu yöntemi bulmamız gerekiyordu. Bunu onlar bize tarif ettiler ve uzun süre biz bunun konuşmasını dahi yapmamız gerekmediğini düşündük.

‘Bu olmaz, yapılmaz! Çünkü bu serbest piyasa şartlarına uymaz, denk gelmez. Avrupa Birliği şartlarına uymaz!’ denildi. Halbuki bunlar bizim zihnimize konula birer bariyerdi. Bunların hiç böyle olmadığını, geçtiğimiz süreler içerisinde hep yaşayarak gördük. Şu an itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti kanunları, Avrupa Birliği yasaları ve Dünya Ticaret Örgütü mevzuatı çerçevesinde bunun sivil tarafta da yapılabileceğini hep beraber gördük.

Sanayi İşbirliği Programı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bu, resmi yönetmeliği. Demek ki yapılabiliyormuş. Geç kaldık. 114 milyar TL kamu yıllık alım yapıyor ve biz seyrediyoruz. Ülkemizin kaynaklarını ve imkanlarını seferber edemiyoruz. Bu boşluğu hızlı bir şekilde doldurmamız gerekiyor. Bu mevzuat çıkalı bir yıl olmasına rağmen kamuda çok fazla uygulaması yok.

>>MUSA PİRECİ
ATO Offset Komisyonu Başkanı

“UGANDA’DA BİLE YÜZDE 60”
Yerli firmalar daha fazla ve daha etkin üretim yapmalı. Sektörlerin, amiral gemisi olmalı. Teknoloji transferi ve kendi teknolojilerimizi geliştirmek istiyoruz. Biz Türkiye’de ilk defa ATO’da Offset Komisyonu kurduk. Ne olduğunu bilmiyorduk. 3 yılda bir yere geldik. Uganda’da bile yüzde 60 yapılıyorsa, bu ülkede de muhakkak bir şeyle yapılabilir diye düşünüyorum.

Bugün ülkemizin geldiği bir konum var. Offsetin en çok faydası; cari açığın küçülmesi, istihdamın artması ve buna benzer bir sürü alanda oluyor. Savunmada bir yere gelinmiş. Sağlık, enerji ve ulaştırmada bunu yapıyoruz. İyi bir yoldayız. Taşın altına elimizi koyuyoruz. Amacımız sanayicimizi, üreticimizi bir yere getirebilmek, onların önünü açabilmektir.

>>MEHMET KINACI
ATO Offset Komisyonu Başkan Yardımcısı

“BU KONU GELECEĞİMİZDİR”
Başta OSTİM’e teşekkür ediyoruz. Vatan, millet, çoluğumuzun çocuğumuzun geleceği olarak düşündüğümüz bu konuda Allah bizi başarıya ulaştırır inşallah.

>>ZİYA KEMAL GAZİOĞLU
ATO Offset Komisyonu Üyesi

“3 BAKANLIKTA AYRI MÜSTEŞARLIK KURULMALI”
Savunma sanayii Müsteşarlığı’nın başarı hikayesini izleyen biriyim. Bu başarı hikayesinin enerji, ulaştırma ve sağlıkta olabileceğine inanan bir kişiyim. Sadece Milli Savunma Bakanlığı’nda var iki müsteşarlık. Sağlık Bakanlığı’nda, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nda, Enerji Bakanlığı’nda Savunma Sanayii Müsteşarlığı gibi bir örgütlenme yapısı kurulmalı. Eğer biz üç bakanlıkta birer müsteşarlık kurulmasını sağlayabilir, buradaki işleri daha hızlandırabilir isek; sağlıktan başlayarak enerjide de, ulaştırmada da bir başarı yakalayacağız.

>>ZÜFER ARSLAN
Sağlık Bakanlığı Yatırım Modelleri Daire Başkanı

“YERLİ FİRMALARIN YETKİNLİKLERİ BELİRLENDİ”
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmelik sonrasında, Bakanlığımızın uygulama tebliğini yayınladık. Tebliğde temel esas olarak; teknolojisine sahip olmadığımız ürünlerle ilgili uluslararası firmalar ihaleye girebilecek. Asgari yüzde 51 ve üzeri uluslararası firmayı kabul etmesi halinde veya daha yüksek oradaki teknolojiye sahip firmalar ihaleye girebiliyor.

İhaleyi kazanan firma, yerli firmayla işbirliği yapacağı zaman, konsorsiyum içerisindeki yerli firmanın oranını asgari yüzde 51 olarak belirlemeyi düşünüyoruz. Ve öyle de gerçekleştirdik, planladık ve yaptık. Çünkü teknolojiyi bir şekilde kazanabilmeliyiz ve sürdürülebilir hale getirmeliyiz. Uluslararası firmalarla işbirliği halinde yerli altyapının kullandırılması birinci hedefimiz. İkincisi de; bir şekilde uluslararası firmadan yatırımın Türkiye’ye kazandırılması.

SİP uygulamasıyla; uluslararası firmaların teknolojisini Türkiye’ye kazandırırken diğer yan sanayiyi bir şekilde kullanılabilir hale getirmek ve alt kompenentte iş paketlerinin içerisinde yaygınlaştırmak planındayız.

Bakanlık olarak şu an Hepatit A’da Sanayi Geliştirme Komisyonu kararıyla ihale kararı alınmıştır. SİP kapsamına girmiştir. İhale dokümanları taslak olarak hazırlandı. İnşallah 2016 yılı içerisinde planlanmaktadır. Ayrıca tıbbi cihazlar da birkaç ürün için SİP kapsamında değerlendirilecek. Bunların da çalışmaları tamamlandı. Yerli firmaların yetkinliği çalışıldı. Özellikle SİP’e konu olan ürünlerle ilgili olarak yerli firmaların yetkinlikleri belirlendi. Kim, neyi, ne kadar yapabiliyor, onları nasıl değerlendirebiliriz, olmayan alt proseslerin de Türkiye’ye nasıl kazandırılabileceği konusunda uluslararası firmalarla buna göre pazarlık yapacağız.

>>İLHAN ŞAHİN
OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi Yönetim Kurulu Başkanı

“YAPISAL REFORMA İHTİYAÇ VAR”
Medikal sanayiye çalışan firmalarımızın yapısı, savunma sanayiine göre biraz farklı. Daha küçük boyutta firmalarımız. Offset, büyük boyutlu bir çalışma. Bu çalışmaların olumlu bir şekle dönüştürülmesi için yapısal reforma ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Buradaki çalışmaları da aksatmayacak; bizim KOBİ dediğimiz küçük işletmeleri sıkıntıya sokmayacak bir çalışma haline dönüştürülebilir mi?

Savunma sanayiinin çalışmaları örnek teşkil ediyor ama bizim firmalarımızın büyüklüğüne baktığımız zaman hakikaten büyük boyutlu değil. Hem rakamsal bazda hem de daha sonra bu çalışmalar ülkemize geldiğinde acaba çalışmaların sadece tamamlar kısmına engel olur mu endişelerimiz var.

>>PROF. DR. SEDAT ÇELİKDOĞAN
OSTİM Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

“TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEK”
Offset, Türkiye’nin belli bir süre yapması gereken bir konu. Türkiye’deki en yüksek katma değerli offset çalışması 1996’da Başbakanlık’ta yapıldı. Pazarlarımızı çok kolay vermemeniz lazım. Offset bizim için çok önemli. Dışarı verdiğimiz paranın yarısını almak istiyoruz; kendi ülkemizin istihdamını kazanmak istiyoruz. Bugün Türkiye’nin potansiyeli çok daha yüksek. Offset konusunda tereddütünüz olmasın. En yüksek rakamlarda bile yazdırsanız yapabilirsiniz.

Herkesin çok çabuk hallettiği bir meselede biz halen patinaj yapıyoruz. Türkiye’nin potansiyeline inanmayanlar var. Neden? Tanımıyor Türkiye’yi. Bu konuları Türkiye’nin potansiyeline inananların yazması lazım. Cesur hareket etmekten korkmayın. İnanan arkadaşlarımız her yerde bunu üstüne basa basa izah etsin. Türkiye’yi tanımayan karar vericiler, ‘Ya biz bunu nasıl yaparız? 51 yazdık ama ya yapamazsak’ diyorlar.

>>BİLAL TEK
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Politikaları Daire Başkanı

“AB’DE İNOVASYONUN DESTEĞİ KAMU ALIMLARI”
Bakanlık politikamızın merkezinde yerlilik ve yenilikçi üretim yer alıyor. Biz her zaman sanayicinin yanındayız. SİP, bir offset programı değildir. Kendi içinde sistematiği olan daha önce Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın uyguladığı modelden esinlenerek yazılmış. Belki anlaşılması zor ama uygulanmadığı için belli zorlukları olabilir. Uygulamada çıkacak sorunlarla birlikte revize edilebilir.

Hem Hükümet Eylem Planlarında hem politika dokümanlarında sağlık, enerji ve ulaştırma öncelikli sektörler olarak belirlenmiş durumda. Bilişim sektörü de önemli bir sektör ve burada da yer alması lazım. 4.5G ihalesinde BTK’nın yaptığı sözleşmede bir yerlilik şartı var. Kullanılan toplam yatırımın, kamu ihalesi olmamasına rağmen fiyat avantajı uygulanmadan yapılacak yatırımın birinci yıl yüzde 30, ikinci yıl yüzde 40, üçünü yıl yüzde 45 oranında yerli ürün kullanılma şartı var.

Bakanlık olarak biz bu mevzuatı hazırladık. Uygulanması noktasında da her türlü platformda destek vermeye hazırız. Önümüzdeki dönemde Başbakanlığa bağlı Kamu Alımları Koordinasyon Kurulu oluşturulması gündemde. Hükümet Elem Planı’nda da yer alıyor. Özel sektörün ve kamunun birlikte aynı noktaya gelmesi lazım.

SİP zaten Türkiye’de üretilmesi mümkün olmayan ürünler, hizmetler, teknoloji için transferi öngören bir model. Burada kategoriler var Kategori B, Kategori C, Kategori D diye. AB 2020 stratejisinde de inovasyonun kamu alımlarıyla desteklenebileceği açıkça yazılıyor. Ülkemizin gelişmesi noktasında yerli üretimin savunulması gerekiyor.

>>PROF. DR. MURAT YÜLEK
İstanbul Ticaret Üniversitesi  Öğretim Üyesi

“SANAYİNİZ YOKSA DÜNYADA YOKSUNUZ”
Dünyada bizim gibi bir ülkenin var olabilmesi için olmazsa olmaz şart; benim anladığım kadarıyla sanayidir. Sanayiniz yoksa dünyada yoksunuz. Sanayiniz varsa dünyada varsınız. Sanayinin oluşabilmesi için de benim gördüğüm kadarıyla en önemli araç, kamu alımlarının koordinasyonsuzluktan kurtulup, milli bir hedefe doğru yönlendirilip, bir kuruşun bile saçılmamasıdır.

İstanbul’da bir sürü metro var. Maalesef her biri; ayrı bir Avrupa şirketinden ayrı modeller şeklinde satın almalar yapılmış, yedek parçaları bile birbirine uymuyor. Yedek parçalarının sanayisi bile kurulmuyor ölçek sebebiyle. Yedek parçasını yapabilecek şirketler var, insanlar var. Para kazandırır. Ama bu bile kurulmuyor. Her birini ayrı bir ülkeden almışız. Her birini ayrı bir pazar olarak krizin ortasında vermişiz. Böyle bir mantıkla Türkiye’nin sanayileşebilmesine imkan yok.

>>MÜNİB KARAKILIÇ
Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü

“EKİPMANLARI İTHAL EDİYORUZ”
Bugün Türkiye’nin önüne bir fırsat doğmuştur. Şu anda üretim kapasitesi tüketimin üzerindedir ve tedbirlerin rahatlıkla alınma zamanıdır. Eğer bunu bir fırsat olarak değerlendirip gerekli çalışmaları yapabilirsek, önümüzdeki dönemde bu fırsatı ülkemiz için pozitif çıktılara çevirmiş oluruz. Türkiye’nin en büyük cari açığını oluşturan kalemlerden biri enerjide dışa bağımlılık. Doğalgazda yüzde 98, petrolde yüzde 92 dışa bağımlıyız hemen hemen. Yerli kömürde daha fazla kapasite geliştirme için çalışılıyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına baktığımız zaman; hammaddesine para vermiyoruz. Ancak hammaddesine vermediğimiz parayı, bizim elektrik enerjisi haline dönüştürebilmemiz için ileri teknoloji ürünü olan ekipmanı yurtdışından ithal ediyoruz ve önemli ölçüde buna para veriyoruz. Ekipman ve cihaz üretiminde yerlileşme ve millileşmenin olması çok önemli. Millileşemeyen yerli üretimin katkısı sınırlı oluyor.

>>YAŞAR ÇELİK
OSTİM Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Kümelenmesi Yönetim Kurulu Başkanı

“DAĞINIKLIK VAR”
Şu anda bağlantı izni verilmemiş 4 GW’lık, mali değeri 4 milyar euro. Bunun bir kısmı özel sektör tarafından bir kısmı hibeler aracılığıyla yapılıyor. Örneğin İPARD Projesi kapsamında Tarım Bakanlığı 18 milyon euro’luk alım yapacak. Hibe… Başka bir bakanlık başka bir şekilde alım yapacak. Belediyeler alım yapacak… Bunların miktarı o kadar çok ki ve biz güneşle ilgili olarak hücreyi yerli yapamıyoruz. Niye? Ölçek ekonomimiz yok değil ama dağınıklık var. Bu dağınıklığı derleyip toparlayabilecek bir yönetmelik olmalı. En fazla cari açık verdiğimiz alan, enerjidir. Tebliğ, ülkemiz için yeni bir uygulama. Umut olarak gördüğümüz bir çalışmadır.

GÖRÜŞLER
Medikal

  1. SİP’teki 10 milyon dolar sınırı fazla. Firmalarımıza katma değer sağlamayacak gibi gözüküyor.
  2. SİP’te yerli üreticiyi koruyucu faktörler nelerdir? Bunların tam olarak açıklanmalı.
  3. Teknoloji transferinde; bu teknolojinin ne kadar son teknoloji olduğu da çok önemli.
  4. Yetkilendirme kriterlerine göre, uluslararası büyük firmaların işbirliği yapabileceği büyük firmalar oluşturulmalı. Aynı zamanda KOBİ lerinde yararlanmasını istiyoruz,
  5. Savunma Sanayii Müsteşarlığı örneğinin uygulanması ve sektörel olarak bakanlıklara uyarlanması gerekir.
  6. Kesişen teknolojik alanlar belirlenmelidir. İhtiyaç olan teknoloji getirilmelidir. Satamayacağımız teknolojinin üzerinde durularak kaynak kaybedilmemelidir.
  7. SİP kapsamına girebilecek ürün önerilmelidir.
  8. Dünya devleri tarafından geliştirilen yeni teknoloji değil, nispeten eski nesil teknolojiler kullanılmaktadır. Yatırıma gelecek firma devlet ve pazar isteyecek, tek pazar mı isteyecek yoksa çevre ülkelere de mi satacak bunlara dikkat edilmelidir.
  9. Mevcut tebliğdeki yerli ortaklık yapısı operasyonel olmayabilir, bu adım atılacaksa bunun içinde Türkiye’nin elektronik alanda söz sahibi bir firmanın ortaklık kurması gerekecektir.
  10. SİP’teki şartlar yazılım sektörünü ne derece kapsıyor? Sağlık alanındaki yazılımda ciddi anlamda dışa bağımlılık var. Bu alanda bir strateji var mı?
  11. Sektör, özelinde çok zayıf, sektör olarak model geliştirmeli ve kuvvetlendirilmelidir.

Ulaştırma

  1. Çalışma önemli fakat uygulanabilir olmasını da sağlamak lazım. Uygulanması konusunda destek ve kontrol mekanizması önemli.
  2. SİP kapsamında; teknolojiyi sunacak firmaların seçimi ve üretimi gerçekleştirecek ana üretici ve yan sanayinin belirlenmesi önemli. Seçilecek üretici ve yan sanayiye konu iyi anlatılmalı. Teknolojinin sürekliliği sağlanmalıdır.
  3. Yetkilendirme kriterleri belirlenmeli. Yetkinliklere bağlı olarak firma havuzu oluşmalıdır.
  4. Ortak ihtiyaç; Başbakan’a bağlı Offset Müsteşarlığı’dır.
  5. Yerindelik incelemesine mutlaka kamu kurumu dışında başka bir kurum da gitmeli ve Yerinde inceleme ve denetim yapmalı.
  6. Kamu tarafından ihtiyaçların önceden belirlenmesi ve hangilerinin SİP kapsamında olabileceği önceden belirlenmeli.
  7. Sanayi işbirliği için Türkiye’de alt yapının güçlenmesi gerekiyor.
  8. Yurt dışından hizmet etmek isteyen firmanın Türkiye’de benzer süreçlerden geçmesi ve kendi standardımızın olması lazım.
  9. Mevzuat çıkalı 1 yıl oldu. Hiç bir kamu kurumu bunu kullanıp bir iş yapmadı.
  10. Alım garantisi olmadan sanayimizin kendi kendine gelişmesi ve kamunun ihtiyaçlarını karşılayacak hale gelmesi çok zor.
  11. Üretim, tasarım olmadan uzun vadede çok katma değer getirmeyecektir.

Enerji

  1. Kamu alımları önceden planlanırsa, büyük miktarlarda alım çıkar, özel sektör teknoloji transferi yöntemi bulur ve kendileri yapar.
  2. Ürünlerin kalitesinin artması ile alımların garanti altına alınması lazım ve bunun devlet politikası olması gerekiyor.
  3. Yabancı ülkelere gidip, tecrübeler öğreniliyor. Ciddi gecikmeler olmasına rağmen bunlar da bir fırsata çevrilebilir.
  4. Ülke genelinde iyi envanter yapılmalıdır. Kim ne yapabilir, kim teknolojiyi alabilme kabiliyetine sahip, buna bakılmalı.
  5. Alınan teknolojilerin millileştirilmesi ve sonra da ticari olarak rekabet edebilir ürün haline getirmek lazım.
  6. Yerlileşmede kamu politikası olmalıdır. Kamu iradesi gereklidir.
  7. İlk kez yapılan işlerin aksaklıkları olabilir. Sigorta sisteminin de devreye alınmalıdır.
  8. Kamu her ihalesinde yerli katkı payına bir atıfta bulunmalı.
  9. Sadece yazılar değil kararlar önemli ve kritik.
  10. Sanayici desteklenirken pazarda garanti müşteri ve finansla yola çıkılmalı.
  11. Bir bütün olarak sisteme ilişkin bir şartname yok

HABERE AİT FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *