» 
» 
Tasarım ve Markalaşma… Sonuç: Milli Üretim

Tasarım ve Markalaşma… Sonuç: Milli Üretim

Korhan GÜMÜŞTEKİN

Seçim takviminin yaklaşmasıyla birlikte siyasi aktörler programlarını açıklamaya başladı. Seçim bildirgelerinde; küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik vurgular, Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji odaklı ifadeler, kamu alımları ve bağlantılı olarak yerli üretimi öne koyan yaklaşımlara denk geliyoruz.

Yeniliği, yerlileştirmeyi, girişimciliği teşvik edici politikaların geliştirilmesi, yerli üretimin kamu alımlarında payının artırılması, KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştıracak tedbirler, KOBİ’leri ön plana alacak teşvik sistemleri satır aralarında göze çarpan taahhütler…

Ülkemizi yönetmeye talip olan kadrolar, güçlü ekonominin güçlü KOBİ’ler ve yerli üretimle sağlanabileceği mesajını dile getiriyorlar…

Peki, yerli üretime bu kadar önem verilmesini nasıl açıklayabiliriz? Gelişmiş ülkelerin süreçleri bize bir takım ipuçlarını veriyor daha doğrusu işin yöntemini açıkça tarif ediyor: Tasarım, markalaşma ve bunların doğal sonucu milli üretim.

Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 8. Sektörel Ekonomi Şurası’nda yaptığı konuşmada, sanayinin vizyonuna ilişkin görüşler aktardı. Bir akademisyen gözüyle başarı hikayesi yazan ülkeleri yakından analiz ettiğine inandığım Davutoğlu, okuyucularımızın yabancı olmadığı başlıklar sıraladı.

Başbakan Davutoğlu’nun sözlerinden anladığımız; ‘Türk sanayisinin rotasını ‘Millileşme’ye çevirdiği şeklinde. Ar-Ge’yi, tasarımı ve markalaşmayı teşvik edeceklerini belirten Davutoğlu’nun, ‘Taklit ve benzer üretimler yapmak yerine kendi tasarımımızla alana çıkmamız lazım.” sözlerini 2023 hedefleri için mücadele edenlerin aklından bir an olsun çıkarmamaları gerekiyor.

Ahmet Davutoğlu’nun aynı çatı altında gerçekleşen Sanayi Şurası’ndaki şu sözlerini de unutmayalım: “İsteriz ki bir taraftan yerli sanayimiz, uluslararası rekabete açık olsun veya kamu alımlarında yurt dışından katılabileceklerle eşit şartlarda dişe diş mücadele verebilecek bir altyapı oluşsun. Ama diğer taraftan da kamu alımlarında bundan sonra yerli girişimcilerin, iş dünyamızın payı artsın.”

Bu anlayışın örneklerini ve yasal düzenlemeleri savunma sanayi başta olmak üzere çeşitli sektörlerde görmüştük, umarız devamı artarak gelir.

Nuh’un Gemisi Burdur’da yola çıktı
Firmalara, başarılı bir model olarak kazanımlar sağlayan, onlara ‘balık tutmayı’ öğreten ‘kümelenme’ ülkemizde de yaygınlaşmaya başladı. Ölçek farkı gözetmeksizin, tüm işletmelerin geleceğe emin adımlarla yürümesi için pusula görevi gören kümelenme, mermer ve doğaltaş sektörünün merkezlerinden Burdur’un da gündeminde… Burdur, bir süredir Mermer İhtisas OSB’nin hazırlıklarını sürdürüyor. Burdur Doğaltaş ve Madenciler Derneği’nin öncülüğünde proje oluşturan sanayiciler, kümelenme olgusunu OSTİM tecrübelerinden dinleme fırsatı yakaladılar. Mehmet Akif Ersoy Üniversite’nde gerçekleşen konferans bir kez daha, üreticilerin ‘katma değeri yüksek ürün’ ve ‘birbirine güvenme’ kavramlarına olan ihtiyacını ortaya koydu.

Büyüme rakamları ve zihniyet değişimi
Nisan ayı içerisinde 2014 yılı büyümesinin 2.9 olduğu açıklandı. Daha önce Orta Vadeli Program’da yüzde 4,0’dan yüzde 3.3’e revize edilen rakama ilişkin yapılan değerlendirmeler; ‘vasat büyüme’ döneminden çıkmak için ‘yeni bir büyüme hikayesi’ne olan ihtiyaca, ülkemizde şirketleri, girişimciyi, üretimi ve yatırımı her şeyin merkezine koyan bir zihniyetin zorunluluğuna işaret ediyor.

“Her şeyin mühim noktası, başlangıçtır.” Eflatun

OSTİM GAZETESİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

7 Mayıs 2015 Perşembe 12:33
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *