» 
» 
Teknolojik Gelişmede Yazılı Kaynağın Önemi

Teknolojik Gelişmede Yazılı Kaynağın Önemi

Atilla ÇINAR

Mustafa Kemal Atatürk’ün Geometri Kitabı’nı tanıtan ve OSTİM Gazetesi’nin bir önceki sayısında yayımlanan yazım üzerine birçok tanıdığımdan ve gazete okurundan iletiler aldım. İletilerin çoğunda Atatürk’ün yazmış olduğu bir kitabın tanıtılmasından duyulan memnuniyet dile getirilirken, bazı okurlar da böyle bir kitabın varlığından ilk defa haberdar edildikleri için teşekkür ettiler.

Teknolojiyi öğrenebilmek ve onu endüstride kullanabilmek için yazılı kaynağın ne denli önemli olduğunu hiç kimse inkar edemez. Çünkü, günümüzün sanayileşmiş ve neredeyse her alandaki teknolojik gelişmelere öncülük eden toplumlarının aynı zamanda temel teknik kitapların yazıldığı toplumlar olduğu görülmekte.

Ortaöğrenim yıllarımızdan anımsayacağımız üzere, edebiyatın sözlü ve yazılı olmak üzere iki ana damarı olmuştur. Yeryüzünde yaşamış tüm toplulukların yazı bulunmadan önceki zamanlara ait bir ‘sözlü edebiyat’ dönemi olmuştur. Kuşaktan kuşağa sözlü anlatımla geçip bugünlere kadar gelen ve bizim toplumlumuzda da önemli yeri olan, uzak geçmişin mirası destanlar bu türün en önemli örneklerini oluşturmakta. Benzer biçimde, kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa aktarılarak zamanı aşıp gelen masallar da sözlü edebiyatın önemli ürünleri.

Düşüncelerin sözle aktarılması özellikle yazılı kaynakların sınırlı olduğu dönemlerde önemli olmuş ve medeniyetlerin gelişmesine de büyük katkı sağlamıştır.

Ancak bir fikrin araca ya da ürüne dönüştürülmesi söz konusu olduğunda (buna basitçe teknolojinin uygulanması denilebilir), fikrin ortaya çıktığı yer (bireyin zihni) çoğu zaman bu fikrin ürüne dönüştüğü yerden (örneğin bir atölye) farklıdır. Herhangi bir birey zihninin ürünü olan bir fikrin, yani zihinsel tasarımın, araca dönüşebilmesi için iyi ifade edilmiş olması gerekir. Yani olgunlaşmış bir fikir, ürüne dönüşeceği yer olan atölyeye çok iyi aktarılmalıdır ki tam ve doğru anlaşılsın. Destan ve masalları kuşaktan kuşağa aktarmada pekala işe yarayan sözlü ifade, iş ortaya fiziki ürün çıkarmaya geldiğinde artık tek başına işe yaramamakta. İş endüstriyel üretime geldiğinde, insanlığın mağara duvarına koyduğu işaretler ile başlayan yeni mecrayı kullanma zorunluluğu ortaya çıkmakta. Bir yandan bu mecradan fayda sağlarken bir yandan da bu mecrayı zenginleştiren topluluklar üretme yeteneğini daha fazla kazanan ve refahtan hep daha fazla pay alan topluluklar olmakta.

Atatürk’ün Geometri Kitabı’na bu gözle de bakılmasında yarar var sanıyorum. Yıllarca önce hedef olarak tanımlanan ‘muasır medeniyet kategorisi’ aslında yukarıda sözü edilen mecranın kendisi olduğuna göre, Atatürk’ün Geometri Kitabı da bu mecraya zenginlik katma çabası olarak değerlendirilmelidir. Bir ulusun kendi teknoloji dilini oluşturma çabası (yazdığı geometri kitabında bugün neredeyse tamamı kabul görüp kullanılmakta olan 50’nin üzerinde türetilmiş terimin olduğunu tekrar anımsayarak) en az ‘yerli malı kullanma’ çabası kadar önemlidir.

Söz buraya gelmişken, konuya katkısı olması için, bilgiyi ararken ulaştığım bir kaynaktan bahsetmeden geçmeyeceğim.

Birkaç gün önce, mekanik üretimde kullanılmakta olan ‘kontrol mastarları’ üzerine kaynak araştırırken, kendimi California Üniversitesi’nin kütüphanesinde buldum. Kütüphane araştırdığım konu ile ilgili oldukça eski birçok kitabı bilgisayar ortamına aktarmış ve tüm dünyanın da kullanımı için ‘açık kaynak’ durumuna getirmiş. Bu kaynaktan edindiğim kitaplardan bir kaçının adları ile birlikte yayımlanma tarihleri:
- Tam Makina Pratiği, 1887
- Makina Tasarımı, 1899
- Amerikan Takım Tasarımı ve Yedek Parça İmalatı, 1905
- Küçük Atölyelerde Karlılığın Artırılması, 1918
- Amerikan Makina Teknisyeni İçin Notlar, 1919
- Aparat ve Kalıp Tasarımı, 1920
- Makina Teknik Resmi, 1921

Bu listeyi, kendi halimizle karşılaştırıp üzülmek pahasına da olsa, uzatmak mümkün.

İçinde yaşamakta olduğumuz zaman dilimi ‘teknolojinin olağanüstü hızla ilerlemekte olduğu bir dönem’ olarak tanımlanmakta. Ancak bu ilerlemeyi günümüzden yüz yıl önce yazılmış teknik kitapların bugün hala bizim için bilgi kaynağı olmasına da borçluyuz. Bu durumda şu soruyu bir kez daha kendi kendimize sormamız da yarar var: Mustafa Kemal Atatürk içinde yaşadığı zamandan ne kadar ilerisini görmüş ki, bir geometri kitabı yazmaya karar vermiş?

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:11
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *