» 
»
 

Türk ve Kore Gelişim Tecrübeleri *

Endüstri politikaları değişir mi?

2002’DEN ÖNCE TÜRK SANAYİ POLİTİKASI
• Türk Sanayi Politikası farklı bölümlere sahipti.
• 1923-1950: Bilhassa devlet odaklı hedeflenmiş geçici sanayi politikaları
• 1950-1960: Liberalleştirme; sanayi dışı sektörlerden ziyade özel sektör ağırlık kazanmıştır.
• 1960-1980: İhracata yönelim henüz gerçekleşmeden ithalatın yerini alması; sanayi dahil özel sektörün gelişimi
• 1980-2002: İhracat yönelimi dahil liberalleşme; ulusal ve uluslararası mali kriz
• 2002 - ….: Makroekonominin iyileşmesi ve sanayi stratejisi

2002’YE KADAR TÜRK SANAYİ POLİTİKASI
• 1960-1980 boyunca hızlı sanayileşme
• 1980’de ihracat yöneliminin eksikliği, ihracatın düşmesine neden oldu.
• Bu da sırasıyla üretim bölümünde pazar otoritesinin azalmasına ve böylelikle uluslararası rekabetin
azalmasına neden oldu.
• Sanayi politikaları odaklanma ve anlaşılır bir stratejiden yoksundur.
• Ar-Ge ve yurtiçi teknolojilerin gelişimi için neredeyse hiçbir teşebbüsün olmaması.

2002’DEN BU YANA TÜRK SANAYİ STRATEJİSİ
• Sanayi politikalarından çok bilim, teknoloji ve yeniliğin olması
• Sanayi stratejisinin gerçek bir hedefinin olmaması

KORE SANAYİ POLİTİKASI (1962-1997)
Kore’nin gelişimi 1997’den önce 3 bölüme ayrılır:
• 1962-1973: Sanayi Politikasının Yayınlanması
• 1973-1980: The HCI (Heavy and Chemical Industries) Drive
• 1980-1997: Konsolidasyon, liberalleşme ve mali kriz

KORE DENEYİMLERİNDEN ANAHTAR DERSLER
• Makroekonomik durağanlığa yüksek öncelik tanınmıştır.
• Sanayi politikasına ancak odaklanılmış ve yakinen gözlenmiştir ve kaynak paylaştırma süreçleri planlanmıştır. Bundan başka sanayi politikası el ele verip disiplinli gelişimi planladılar.
• İhracat oryantasyonu ithalat şubesiyle birlikte hızlı sanayileşmeye yardım etti.
• İnsan gücü kullanma politikası ile birlikte ticarileşme politikası ve yerli malı üretilen teknolojik gelişmeleri iyi planlamış ve yönetmiştir.
• Sanayi politikası vergi araçları ve mali olarak desteklenmiştir.

1997‘DEN SONRA KORE SANAYİ POLİTİKASI
1980-1997 yeniden yapılandırma dönemi ve 1997 krizi sonrasında Kore, dünyada ekonomik olarak çok gelişmiş ve uluslararası bütünleşen ülkeler arasında yer almıştır. Sanayilerin çoğu hem teknolojik olarak hem ölçek bakımından hem de birim fi yat açısından uluslararası yarış içerisinde kendilerini
kanıtlamışlardır. Ekonomik gelişimi şu anki seviyesine ulaşan Kore, şimdi uluslararası ve yerel çevre ile karşı karşıyadır.

1960'lardan beri Kore'nin büyümesi çoğunlukla hızlı faktör birikimine dayalı olduğunu ortaya koyuyor. Koreli ve yabancı ekonomistler arasında bir fikir birliği vardır. Bu özünde iki önemli faktörü gizlemek değildir. Öncelikle, 1960'lardan başlayarak 40 yıl boyunca dünyada en yüksek büyüme oranlarını yakalayarak ekonomisini istikrarlı yükselişle, dünyadaki başarılı ekonomiler arasında çok benzer örnekleri alarak başarı yakaladı.

İkincisi, Kore'de daha az girdi dayalı ekonomik büyüme hala çok etkili. Ancak daha önemli olan nedir; sürekli büyüme ve girdi yoğunlaştırılması kırk yıl aralıksız büyüme. Kore, dünyadaki diğer etkilerden dolayı büyüme oranları düşerken 1990'ların sonlarından bu yana büyümedeki düşüş daha fazla olmuştur.

Tarihsel Açıdan Türkiye ve Kore'de Sanayi Politikalarının Değerlendirilmesi

Türkiye ve Kore’de politikalarının karşılaştırmasını, verimlilik gelişmesi ölçütü de olan kişi başına düşen GSYİH temelinde yapabiliriz.
• 1960 ve 1993 yılları arasında Kore'de kişi başına düşen GSYİH, Türkiye’ye kıyasla hızla arttı; Kore’nin başarısını göstermektedir.
• 1993-2001 yılları arası mali krizler esnasında (1997 Kore Krizi, 1994,1998 ve 2001 Türkiye Krizleri çin) her iki ülkede de kalkınma politikalarından daha çok rakamlar hakim oldu.
• 2002 yılından sonra, küresel krize kadar, Türkiye'de kişi başına düşen GSYİH; Kore'ye oranla daha hızlı arttı. Her iki ülke de çok zarar görmeden bu fırtınayı atlatmış olsa da, daha yakın zamanda, Kore'de kişi başına düşen GSYİH, Türkiye'ye oranla daha hızlı artmıştır.

Bu inceleme, iki ülkenin politika bileşenleri arasında net farklılıkları göstermektedir:

1. 1960-1980 döneminde Türkiye'nin işletmelere teşviklerden yoksun ihracat yönelimi eksikliği, uluslararası rekabette geride kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Önceki dönemlerden ihracat yönelimi olan Kore’ye bu durum, uluslararası alanda rekabetçi sanayinin gelişmesinde faydalı olmuştur. Türkiye'nin başlangıç noktası, Kore’den neredeyse yirmi yıl sonra başlamış ve Türkiye’nin değerli öğrenme etkilerini kaybetmesine sebep olmuştur.

2. Sanayi hedefleyen bağlantılara odaklanmak: Kore 1962 yılından beri, spesifik sektörler içeren endüstriyel politikalara odaklanmıştır. Türkiye'nin politikaları, bu tür odak ve bağlantılardan yoksundu. Kore gelişen endüstriyel politikalarında; geçmiş, gelecek, yatay bağlantılara saygı gösterdi. Öte yandan, otomotiv, raylı sistemler ve savunma sanayinde gelişmeler koordineli yürütüldü. Bir hikayeye göre, 1971 yılında Kyongbu (Seul-Pusan) Otobanı açılış gününde General Park, Hyundai Chaebol kurucusu müteahhit Chung Ju Yung’a “Eğer araba yapabilirse, Hyundai Motors’u kurmasını teşvik edin” demiştir.

3. Kore sanayi politikası sadece teknoloji transferinde değil yerli teknoloji kapasitelerinin de sanayileşme esnasında gelişmesini vurgulamıştır. Türkiye politikası bu durumdan yoksundu. Türkiye
politikası; öğrenmek, benimsemek, geliştirmekten ziyade daha çok, pasif ithalata ve teknoloji kullanımına dayandı. Kore, yabancı eğitimli araştırmacılar ile Ar-Ge enstitüleri kurdu. Bu kurumlar, kamu yararını geliştirici görev yaptılar. Ar-Ge yetenekleri yoksun Koreli sanayi şirketlerine teknoloji temeli kurdular. Kore 1980’lerde Ar-Ge teşviklerini tanıttı. Türkiye'nin ise, sanayi sektöründe devlet Ar-Ge kurumları yoktu. Ar-Ge teşvikleri ancak 1990'lı yılların ortalarında geldi ve o kadar etkili değildi.

4. Şu anda Kore, Ar-Ge yoğunluğunda lider ve Türkiye'ninki hala düşük seviyededir. Kore, ağır sanayi
gelişimini tamamlayarak sanayi politikalarında yeni bir aşamaya geçmiştir ve bilim, teknoloji ve inovasyon üzerine yoğunlaşmaktadır. Kore’nin gelişmiş sanayi yapısı üzerinde bu tür politikaları ile Kore'nin sanayi yeteneklerini ve uluslararası rekabetini sürdürmede etkili olması muhtemeldir.

5. Kore’nin program ve politika izleme ve değerlendirme deneyimi ve özellikleri yeterince gelişmiştir. Türkiye, bu alanlarda yeterli becerileri geliştirememiştir. Sonuç olarak, Türkiye'nin kalite politikası tasarımının düşük olması muhtemeldir.
 

                                                                                                   * Prof. Dr. Murat Yülek'in Seminer Notları

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *