» 
 

Türkiye Arap Baharı’nda İnisiyatif ve Risk Almalı

Türk Arap Araştırma ve Strateji Enstitüsü Başkanı Dr. Muhammed Adil, devrim sonrası ortaya çıkan resmi ve Türk–Arap ilişkilerini değerlendirdi.

Türk Arap Araştırma ve Strateji Enstitüsü Başkanı Dr. Muhammed Adil, devrim sonrası ortaya çıkan resmi ve Türk–Arap ilişkilerini değerlendirdi. Arap Baharı yaşayan ülkelerin yeniden yapılandırılmasında Türkiye’nin stratejik önemi olduğuna dikkat çeken Adil, “Bu ülke halkları Türkiye’yi artık taşeron görmek istemiyor. Yeter ki Türkler gelsin. Yatırım gelsin. Ortak olmalısınız. Kurumsal temsilciliklerle yeni dostluklar kurulmalı. Devletin dışında kurumsal bir yapı olmalı. OSTİM gibi, TOOB gibi kuruluşlar bölgede inisiyatif almalı.” diyor.

Devrim yaşayan Arap ülkelerindeki son panoramayı bize aktarabilir misiniz?
Arap baharı yaşayan ülkeler şu anda millileşme sürecindeler. Halklar ilk kez iktidara geldiler. Milliyetçilik değil millileşme-yerelleşme süreci bu. İlk kez prangalarından, sömürgelerinden kurtuluyor bu ülkeler. Kendi kültürlerimizle barışıyoruz. Benzer bir süreç 2002’den sonra Türkiye’de yaşandı. Hatta bu süreçten sonra Arap ülkelerine Türk bakış açısı da değişti. Yabancılaşma son buldu. Bu coğrafyaya yeni bir vizyon geldi. Ben ‘Yeni Türkiye’ diyorum. Yeni Türkiye, Arap baharı yaşayan ülkelerin stratejik ortağı artık. Ortaklık treni Ankara’dan kalktı.

Libya, Tunus, Mısır ve Suriye bu ülkelerden hangileri daha hızlı bu süreci tamamlayacak sizce?
Şu anda Tunus önde diyebilirim. 2 ay içinde yeni anayasa Kurucu Meclis’e sunulacak. Bu, halka umut verdi. İlk kez Millet yönetime katılacak. Mısır ve Libya da arkadan geliyor. Suriye biraz geç de olsa, mutlaka bu geçiş tamamlanacak.

“Gazze saldırısının arka planında Suriye konusu var”

Suriye’de durum nedir? Yeni Ulusal Konsey’in etkinliği olacak mı sizce?
Arkasındaki ülkelerin çıkarları gereği direniyor. Ancak halk bu işte kararlı. Er ya da geç olacak. İran, Rusya ve arka plandaki İsrail rejime destek veriyor.

İran ve İsrail nasıl aynı çıkarda birleşebilir?
Esad ve babası, İsrail için bir güvenlik duvarıdır. Onların yönetiminde bir mermi bile atılmamıştır. İsrail, Suriye rejimini gizliden desteklemektedir. Hatta bugünkü Gazze saldırısının arka planın da bu vardır. Gündemi değiştirmiştir. İsrail her zaman Gazze’ye saldırırken bir sebep arar. Bu sefer sebepsiz vurmuştur. Suriye’deki muhalefetin bu bütünleşmesi onları harekete geçirmiştir. Dünya Suriye’yi konuşurken tekrar Gazze’ye dönmüştür.

Bahar yaşayan Arap ülkeleri Türkiye’ye nasıl bakıyor?
Türkiye birinci sırada. Bu ülkeler mesela Tunus; Fransayla, Libya; İtalyayla dostluklarını bitirdi. Yeni aktörler, yeni dostlar arıyorlar. Hepsinin gündeminde Türkiye birinci sırada.

Türk Emperyalizmi! Aldatmacası

Peki o ülkeler bu durumu kabullendiler mi?
Kesinlikle hayır. Şu anda çok ciddi bir lobi yapıyorlar. Çok büyük bütçeler harcıyorlar. Geçmişteki hâkimiyetlerini kaybetmemek için yoğun çaba harcıyorlar. Para verip parti kurduruyorlar. STK’lara destek veriyorlar. Türkiye konusunda dezenformasyon yapıyorlar. Mesela ‘Yeni Osmanlıcılık’ gibi makaleler yazdırıyorlar. Türk emperyalizminden bahsediyorlar. Daha doğrusu ima ediyorlar. Medya satın alıyorlar. Ya da kendi medyalarını destekliyorlar.

Yerel halk bunların farkında mı?
Elbette. Artık eskisi gibi değil. Bu dezenformasyon alternatif kanallarla bertaraf ediliyor. Ancak Türkiye öncü olmalı. Ön almalı. Şimdiden orada olmalı. Yatırım yapmalı.

“TOOB temsilcilikler açmalı”

Türk dış politikasında bu öncelik yok mu zaten?
Benim kastım o değil. TİKA gibi TOOB da orada olmalı. Şirketler, sivil kuruluşlar orada olmalı. Bir iki sene sonrasında hazır olmalı. Yeni dostlar edinmeliler.

Biz OSTİM’den biliyoruz ki bir çok heyet bizi ziyarete geliyor ve proje hazırlıyorlar!
Benim kastım o değil. Tabii ki bu çabalar çok yerinde. Ben de yakından takip ediyorum. Ancak şunu bilmelisiniz: Bu ülkelerde bir çok dosya aynı anda açık. Yani yeni anayasa-özgürlük talepleri-yeni kurumlar vs… Sanayi, ticaret bunlar açık dosyalar arasında. Ne zaman sıra gelir bilinmez. Gelmeyedebilir. O yüzden davet beklememelisiniz. Siz inisiyatif kullanmalısınız. Orada olmalısınız. Hazır olmalısınız. Ben de bir çok Türk kuruluşun çabalarına bizzat katılıyorum. Ancak heyetler ziyaretler zaman kaybı. O kadar bakir bir zemin var ki; size açık. Risk almalı yatırım yapmalı. Oraları sadece pazar olarak görmemek lazım. Yatırım yapıp o kaynaklara sahip olmalısınız. Halklar size açık. Size güveniyor. Avrupa ve ABD bu çabalarını yoğunlaştırıyor. Ancak halk eski sömürge ülkelerine hesap sorma aşamasına geldi. Türkiye’nin böyle bir amacı hiç olmadı. Bu biliniyor. Ortak kültür ve tarih var. Açık dosyalardan sıranın gelmesini beklememelisiniz. Kurumsal olarak orada olmalısınız. Hemen bir ofis açmalısınız. Köprüler kurmalısınız.

“Türkiye artık taşeron olarak görünmek istenmiyor”

ABD ve AB enerji kaynaklarından kolay vazgeçer mi?
Bakın bu bahar bir şey oluşturdu. O da ‘Hür irade’ gücü. Bu mızrak çuvaldan çıktı. Her şey değişebilir. Milli ruh oluşuyor. Bu ülke halkları Türkiye’yi artık taşeron görmek istemiyor. Yeter ki Türkler gelsin. Yatırım gelsin. Ortak olmalısınız. Kurumsal temsilciliklerle yeni dostluklar kurulmalı. STK’larla işbirliği yapmalı. İhtiyaç analizleri yapmalı. Enerji kaynakları ve yeraltı kaynakları var. Bunlar iyi planlanmalı. Ortak olarak geleceğe hazırlanmalı. Tekrar söylüyorum. Orada temsilcilikler açılmalı. Sadece kendi çevresine ya da cemaatine değil genele hizmet etmeli. Yeni aktör arayışında yeni firmalar ve yeni isimlere ulaşılmalı. Devletin dışında kurumsal bir yapı olmalı. Ostim gibi TOOB gibi kuruluşlar bölgede inisiyatif almalı. Ortaklıklar kurulmalı.

 

DR. MUHAMMED ADİL: Tunus’ta doğdu, Yüksek öğrenimini Fransa Lyon Üniversitesi’nde “Gazetecilik” alanında tamamladı. Daha sonra uluslararası ilişkiler konularında yüksek lisans ve doktora yaptı. Tunus El Ahbar Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü görevinde bulundu. 1992 yılında Türkiye’ye yerleşti ve Kanal 7 televizyonun ilk Arapça haber spikeri oldu. Çeşitli Arap gazete ve televizyon kanallarının Türkiye temsilciliği görevinde bulunan Dr. Adil, halen TRT Arapça kanalında haftada iki gün “Wejhat Nazar” (Bakış Açıları) adlı tartışma programını sunmakta, Al Arab Gazetesi ve Assabah Gazetesi köşe yazarı olarak çalışmaktadır. Tunus El Manar Üniversitesi misafir öğretim üyesidir. Türk-Arap ilişkileri uzmanı olarak, bu sahada çok sayıda araştırmalar ve makalelere sahiptir. Aynı zamanda Ankara merkezli Türk-Arap Bilim Kültür ve Sanat Derneği Başkanı olarak Ankara’da ikamet etmekte olup; hem Tunus hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *