» 
 

“Üretmeyin Diyenler Ülkemizin Kalkınmasını İstemedi”

OSTİM’e emek veren usta ellerden Hüseyin Duygu, 50 yıldır demir ürünlerini sanayinin hizmetine sunuyor.

OSTİM’e emek veren usta ellerden Hüseyin Duygu, 50 yıldır demir ürünlerini sanayinin hizmetine sunuyor. İş makinelerinden zırhlı araçlara kadar tamir, bakım ve parça üretimi yapan Hüseyin Duygu, üretimin önemine yaşadığı tecrübeden örnek verdi.

Duygu, “’Yapmayın siz bunu; Amerika’dan biz size verelim, yaptığınız masrafa, uğraştığınıza değmez.’ diyenler ülkemizi geriletmek için kalkınmamızı istemediler. Bizim istediğimiz; Atatürk’ün, ‘Kendi silahını, kendi uçağını kendin yap!’ dediği şekliyle onun yolunda gitmektir.” dedi.

Sizi tanıyabilir miyiz?
1964’te Devlet Su İşleri’ndeydim; 1966’da ayrılarak Ata Sanayi’nde işe başladım. Kapının önünde küçücük bir tezgahın üzerine kaynak makinesini koyar, kaynak yapardım. Rahmetli Cevat Dündar’ın zamanında komşuyduk, o da Demirciler Sitesi’ndeydi, devamlı görüşüyorduk. Sonra OSTİM kurulmaya başlandı, bizi üye yaptılar.

Cevat Dündar büyük bir ileri görüşlülükle, “Sana bir tane dükkan yetmez. Sen yarın ileride çok büyük iş yapacaksın.” demişti. Bu sözün üzerine, “Bir tane dükkanın içerisine malzeme, iş bulamam ki; koca koca dükkanlar. Sen orada nerde bulacaksın?” diye sorduğumda, “Sonra görürsün” yanıtını vermişti. O günden sonra dünya değişti, Türkiye değişti. Birçok ürünler meydana geldi…

Ne zaman OSTİM’e geldiniz?
1980’de geldik. O günden beri hala buradayız.

“MEMLEKETE FAYDALI OLMAK İÇİN BÜYÜMEK GEREK”

Faaliyet alanınız nedir?
İş makinelerinin tamiri, bakımı, hasarlı iş makineleri, inşaat makineleri, inşaat kule vinçleri, zırhlı araçların bakımını yapıyoruz. OSTİM’deki atölyeler o zaman çok büyük gelmişti. Şimdi ise yetmiyor… İşlerini büyütenler OSTİM’den dışarı çıkıyor artık, fabrikalaşıyor.

Memlekete faydalı olmak için mutlaka tezgahlaşmak ve büyümek lazım. Arkasından da bunu üretecek, çalışacak personel gerekiyor. O da yetişmiyor, en büyük sıkıntılardan biri.

Geçmişte çıraklarla bu işi herhalde yürütüyordunuz. Nereden geliyordu bu çıraklar size?
Ata Sanayi’ndeyken o zaman çırak çalıştırabiliyorduk. Annesi-babası, “Eti senin, kemiği benim olsun. Bu çocuğu al yetiştir. Meslek sahibi olsun, aman bir şey öğrensin, köyde kalmasın.” diyerek getiriyordu. Çocuğun zekasına, becerisine göre çok çabuk öğrenebiliyorsa öğreniyor, öğrenemiyorsa zaten, “Ben bu işi yapamayacağım.” deyip bırakıp gidiyordu. Şimdi öyle değil; okul, teknik, kitap, resim, bilgisayar var, her şey var. Öğrenmek isteyen öğrenebilir.

Eski OSTİM’le yeni OSTİM’i nasıl değerlendirirsiniz?
OSTİM’le şimdiki zamanı hiç mukayese edemeyiz. Zaman çok değişti, ürünler, makineler hatta işçiler değişti. İşçiler şimdi hazır makine istiyor; düğmeye basayım makine çalışsın…

“OLMAZ DEDİKLERİ İŞİ YAPTIM; HEDİYE ETTİM”

‘Türkiye için ne üretebilirsiniz?’ diye sorsalar nasıl yanıt verirsiniz?

İddiam zırhlı araç. Zırhlı aracı sıfırdan yapabiliriz… Askeriyeninkiler Rus, polislerinki Amerikan. Araçlar hasar yapınca; Amerikalılar, “Bu olmaz, atın yenisini verelim.” diye devamlı rapor veriyorlardı. Emniyet amiri de, “OSTİM’e çık, bir gez gel” diyerek bölgemize davet ediyordu.

Nereye gitseler bunu “Duygu Makine yapar.” sözünü işitiyorlardı. Amerikalılar nihayet geldiler bana… Makineyi görmek istedim… Gittim, makineyi inceledim. 1994’te sacımız yok… Dedim ki, “Bunu kaynatacak gaz telimiz, gaz tüpümüz de yok. Karışım gaz lazım… Bunlar hep özel. Bunları bana temin ederseniz ben sizin araçlarınızı ayağa kaldırırım” Amerikalı Bob, “Olmaz” diye diretiyor… Çünkü onlarda tamirat yok, bozulanı atıyor, yenisini yapıyorlar.

Malzemeyi temin ettiler; yaptım… Borç sorulunca da, “Para istemiyorum. Bir tane benim hediyem olsun, Amerikalılara da ders olsun. İstemiyorum.” yanıtını verdim.

Makine Kimya’da silah yapılıyordu, durdu. Daha yeni yeni tekrar yapılmaya başlandı. Orada çok geri kaldık. Daha önceki yönetimlere de, “Yapmayın siz bunu; Amerika’dan biz size verelim, yaptığınız masrafa, uğraştığınıza değmez.” diyenler ülkemizi geriletmek için kalkınmamızı istemediler. Bizim istediğimiz; Atatürk’ün, ‘Kendi silahını, kendi uçağını kendin yap!’ dediği şekliyle onun yolunda gitmektir.

“İLAN VERİYORUM MÜRACAAT EDEN YOK”

Nitelikli işgücü konusunda neler söylersiniz?
OSTİM’in daha ileri gitmesi için bir kere okuldan mezun olan çocukların, makine mühendislerinin çok daha bilinçli olması lazım. Bunlar bilinçli yetişmiyor. Çıraklık okulu açıldı buraya, buradan mezun olan çocuk hangi birimize yetsin. Bugün hepimize 5’er tane versen yine yetmez. Avrupa’da çocuklar küçükken nelere merak ediyorsa onun üzerine okutuluyorsa, bizim çocuklarımız da mesleklere yönlendirilsin. Eğer bir insan 20 yaşına kadar çalışmayacaksa; diyelim 18 yaşına kadar, zaten iki sene sonra askere gidecek bir şey öğrenemez. Geldiği zaman da bu çocuk çırak olmaz.

Yepyeni bir düzen, yepyeni bir kanunla önlem alınmalı. Çocuğun hangi mesleğe özeni varsa o yöne götürülmeli. Marangozsa marangoz, terziye terzi, berberse berber... Bugün hangi kuruluşa gidersen git hiçbirinde çırak yok, herkes bıkmış artık. Ya dükkanı kapatmaya uğraşıyor, ya zorla çalışmaya uğraşıyor.
Ben 30 tane adam çalıştırıyordum, 2 tane adam kaldı. Gazetede ilanım var, OSTİM idaresinde ilanım var, bir Allah’ın kulu gelip de, “Sen de kaynakçı, tornacı, bilgisayarda çalışacak çizimci, makine mühendisi arıyorsun.” diye müracaat etmedi.

Hükümetle, bakanlıklarla iç içe olmamız lazım. Bakanlıklar gelecek OSTİM’in esnafının derdini dinleyecek. Neler yapılacaksa beraber yapacağız.

OSTİM Belgeseli Arşivi

HABERE AİT FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *