» 
 

Uzay Radyasyon Testleri Türkiye’de Yapılabilecek

ODTÜ Öğretim Üyesi Astro Parçacık Fiziği Uzmanı Doç. Dr. Bilge Demirköz’ün başında olduğu ekip, özellikle başta uydu ekipmanları olmak üzere elektronik cihazların uzay radyasyonuna dayanıklılığını belirlemek üzere hummalı bir araştırma içinde.

Uzayda var olan ve aynı zamanda insanoğlunun yaşadığı gezegenin bir parçası olan radyasyon, uzaya gönderilen uydu elektronik bileşenlerinin çalışabilirliğini etkileyen bir etmen. Bu nedenle radyasyon dayanıklılık testlerinin yapılabilmesi büyük önem taşıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Üyesi Astro Parçacık Fiziği Uzmanı Doç. Dr. Bilge Demirköz’ün başında olduğu ekip, özellikle başta uydu ekipmanları olmak üzere elektronik cihazların uzay radyasyonuna dayanıklılığını belirlemek üzere hummalı bir araştırma içinde.

Doç. Dr. Bilge Demirköz, uzaya giden her şeyin önce yeryüzünde test edilmesi gerekliliğinden yola çıkarak uydu ve parçalarını üreten şirketlerden gelen laboratuvar kurma teklifi üzerine kolları sıvadı. Kalkınma Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nın desteğiyle yola çıkan Demirköz ve ekibi, bir yıl önce başladıkları projede kurulum aşamasına geldiler.

3 yıl içinde projeyi bitirmeyi amaçladıklarını kaydeden deneyimli akademisyen, daha sonra da şirketlere hizmet verebileceklerini ifade ederek, Türkiye’nin bu alanda tamamen dışa bağımlı olduğunu anımsattı. OSTİM’li işletmelerden de katkı gördüklerini sözlerine ekleyen Demirköz, “Kümelerle de görüşüyoruz, hali hazırdaki ihtiyaçlarımızı kümelerden tedarik edebiliyoruz.” dedi.

Projeniz nasıl gelişti?
Uzayda çok fazla parçacık radyasyonu var. Herhangi bir elektronik bileşeni uzaya gönderdiğiniz zaman, örneğin kullanmakta olduğunuz cep telefonunuzu uzaya gönderdiğinizde 1 saatten fazla çalışamayacaktır. Elektronik bileşenin yapısı radyasyona dayanıklı olmadığından bozulacaktır.

Uzayda ciddi bir radyasyon ortamı vardır. ODTÜ-Fizik bölümü olarak Türkiye’den AMS-02 (Alfa Manyetik Spektrometresi) kalibrasyonuna üye olan tek grubuz. AMS-02 deneyinin amacı yüksek enerjili kozmik ışınları inceleyerek karanlık maddenin izini bulmaktır. Uzaydaki var olan bu yüksek enerjili parçacıkları ölçüp karanlık maddenin izini bulmaya çalışırken, diğer yandan da uzay radyasyonunu da doğal bir şekilde ölçmüş oluyoruz.

ASELSAN, TAI, TÜBİTAK Uzay gibi araştırmacı şirketlerimiz bize gelip bu radyasyon hakkında bilgi almak istediler. Çünkü kendileri uydu yapıyorlar ve yaptıkları uyduların da radyasyon dayanıklılıklarını ölçmek istiyorlar. “Hocam bu radyasyon testlerini yapacak laboratuvar kurar mısınız?” dediler. Çünkü uydu elektronik bileşenlerini uzaya göndermeden önce yeryüzünde test etmek zorundasınız. Uzay uçuşuna hazır hale getirebilmeniz için uzay radyasyon ortamını oluşturmamız gerekiyor.

Bunun üzerine ‘Parçacık Radyasyonu Testleri Oluşturma Laboratuvarı’ projesini yazdık. Kalkınma Bakanlığıyla görüşmelerimiz oldu. Mili Savunma Bakanlığı da destekledi sağ olsunlar.

Şu anda hangi aşamadasınız?
Geçen yıl Ağustos ayında başladık projeye, şu anda kurulum aşamasındayız. Tasarımın büyük bir kısmı bitmek üzere, hatta tasarımı tamamlanan bazı parçaları da aldık.

Kurulumu nasıl olacak?
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun Sarayköy’deki Nükleer Araştırma Merkezine kuracağız. Çünkü hali hazırda proton hızlandırıcı tesisinde 30 MeV’lik orta-yüksek enerjili proton demeti üretiliyor. O protonları kullanarak bu testleri gerçekleştirmek için bir demet hattı kuracağız. Tasarımın son haline göre şekillenecek demet hattı yaklaşık 10 metre olacak. Demet hattını kurulumu gerçekleşmeden ön çalışmaları da yine TAEK SANAEM’de yapacağız.

Hedefiniz nedir?
Hali hazırda uzay kalifiye malzemeler alıyoruz. Yani testleri yurtdışında yapılmış malzemeleri kullanıyoruz. Amacımız 3 yıl içinde projeyi bitirmek. Daha sonra da şirketlere hizmet verebilmektir.

Göktürk2’nin bütün tasarımı Türkiye’de yapılmış olup uzay camiası adına çok değerli bir adımdır. Göktürk2’den elde edilen bu tecrübe ile, İMECE projesinde elektronik bileşenlerin Türkiye’de geliştirilip üretilmesine doğru hızla ilerlenmektedir. Örneğin, güneş panelleri, bataryalar, manyetometre gibi  uydunun yönelimini belirleyecek elektronik bileşenler Türkiye’de geliştirilmektedir.

Göktürk2’nin başka bir uyduyla çarpışmasını önleyecek itki sistemi yurtdışından alındı. Ama bir sonraki uydumuzda o itki sistemi Türkiye’de yapılmış olacaktır. Çünkü TÜBİTAK Uzay’da geliştirilmesi devam eden HALE (Hall Etkili İtki Sistemi)  projesinde araştırmalar devam etmektedir.

Biz uzaya gönderilecek uydu bileşenlerinin radyasyon dayanıklılık testlerini yapmak zorundayız. Radyasyon testleri dışında yapılması gereken başka testler (Titreşim testi, elektromanyetik uygunluk testi gibi) de yapılıyor ama onların hepsi hali hazırda TAI’de yapılabiliyor.

OSTİM’li işletmelere projenizden ne gibi bir fırsatlar doğabilir?
Parçacık Radyasyonu Testleri Oluşturma Laboratuvarı projesi aynı zamanda CERN’de içinde olduğu bir projedir. Projemizin hali hazırda hem Milli Savunma Bakanlığı’yla hem CERN’le hem de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’yla sözleşmesi var. CERN bilgi transferi konusunda yardımcı oluyor. Ekibimin bir kısmı Cenevre’de. Orada toplantılar yapıyoruz, görüşler alıyoruz. Kuracağımız demet hattında alım yapacağımız Türk şirketlerini CERN’de tanıtıyoruz.

Bizim gibi projelere katkı veren şirketler CERN’de tanınmaya başlayacak. Bu kapsamda birçok şirketi tanıttık ve tanıtmaya devam ediyoruz. Örneğin, CERN’dekiler “Siz bu flanjı Türkiye’de üretemezsiniz!” dediler. Hemen OSTİM’den şirketi bulduk CERN’e gösterdik. Türkiye’den mümkün olduğunca milli üretilmiş parçaları kullanıyoruz.

Geçtiğimiz aylarda İsveç’teydim. Uzay alanında önemli konferanslardan birine katıldım. Uzay radyasyonu dediğimiz zaman iki çeşit radyasyon dayanıklılık testi var: Toplam Doz Etkisi ve Tekil Olay Etkisi Testleri. Bunlardan Toplam Doz Etkisi Testleri Türkiye’de yapılabiliyor. Ancak henüz Tekil Olay Etkisi Testleri yapılamıyor. İsveç’teki konferansta Toplam Doz Etkisi Testleri konusunda bir sunum yaptım Tekil Olay Etkisi Testleri için de projemizi anlattım ve çok ilgilendiler. Yurtdışından uzay için tüm devre üreten yaklaşık 10 şirket bizimle iletişime geçti; “Türkiye’de bu testleri yapabiliriz.” dediler.

Bu da şu anlama geliyor: Laboratuvarımız yurtdışı kullanımında da etkin olacak. CERN, kendi elektronik bileşenlerini Türkiye’de test etmek istiyor. Çünkü CERN’in çarpışmalarından çok fazla radyasyon çıkıyor. Cern’de kullanılan dedektörler iki tane proton çarpıştığında ortaya çıkan parçacıklara dayanıklı olmak zorundadır. Büyük hadron çarpıştırıcısının üst versiyonu Hi Lumi için radyasyon dayanıklılık testlerini yapmak istiyorlar.

OSTİM’deki şirketlerin yeteneklerini zorlayan isteklerimiz oluyor. Şirketlere CERN’den aldığımız know- how’ı transfer ediyoruz. 

OSTİM’den ne gibi katkılar bekliyorsunuz?
Bize hali hazırda katkıda bulunmuş durumdalar. Birçok şirket buldular sağ olsunlar. Bu anlaşma resmi olarak imzalanmadan da yürürlüğe girdi bir bakıma. Kümelerle de görüşüyoruz, hali hazırdaki ihtiyaçlarımızı kümelerden tedarik edebiliyoruz.

HABERE AİT FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *