» 
» 
Uzlaşma; yurtta ve cihanda

Uzlaşma; yurtta ve cihanda

Cüneyt ÖRKMEZ

Olaylara yaklaşım tarzlarımız kişiden kişiye farklıdır. Buna saygı duymak gerek. Ama iş memleket meselesi olacak kadar önemli konulara geldiğinde farklı görüşleri anlamaya çalışmayı, saygı duymayı demokrasi kültürünün bir parçası olarak değerlendirmeliyiz. Bu kültüre sahip miyiz, değil miyiz ? Bu önemli bir tartışma konusu olabilir. Kişisel kanaatim tabanda bir demokrasi kültürüne sahip olduğumuz yönünde. Yukarılara çıktıkça bu kültürün farklı beklentilerle yozlaşması söz konusu. Çocukluk ve yetişkinlik arasındaki fark gibi bir şey bu. Bir çocuğun duygularını ifadesinde saflık ve doğruluk dikkat çekicidir. Utanmak ya da çekinmekten, farklı değerlendirilmekten korkmadan kendini ifade etme tarzını çocuklarda sıkça görürüz. Büyüdükçe işin içine beklentiler, çıkarlar, toplumsal değer yargılarının ağırlığı, geleneksel yanlış inanışların baskısı girer. Politik söylemlere sıkça rastlanılır. Başbakanın Sarkozy ile ilgili söylediği “gelecek seçimlere değil gelecek nesillere yatırım yapma” çağrısı ilginç bir örnek söylem olarak buraya tam oturuyor. Uzlaşma gerçekten çok etkili bir kavram ancak eyleme dönüştüğü takdirde. Bu kavramı sosyal yaşamda iyi kullananların başarısına çok şahit oldum. Memleket gündemine hakim mevzulara baktığımızda uzlaşmaya ihtiyacımız var. Yeni Anayasa hazırlığı gibi iç politika konularından dış politikaya kadar uzlaşma ihtiyacı hat safhada. İş dünyası açısından ise bu uzlaşma kavramı hayati bir anlam taşıyor. En azından bana öyle geliyor. Kendini kaybedip “benim için bir anlamı yok kavga edelim” diyen varsa ona da saygı duyarım. Yok ama, yapmayalım, etmeyelim, vicdanlı olalım. Yani kavga etmeyelim boşuna çekişmeyelim kısır döngülerde girdaplarda politik jargonlarda tükenmeyelim derim. İçerde bu anayasa konusu daha uzun zaman gündemde kalacak görünüyor. Başbakanın bir yıl hedefi mantıklı. Uzun nişanlılığın, tanıma döneminin aşkı öldürdüğü gibi tüm kesimlerin değişmesinde yarar gördüğü anayasanın çalışmalarının da sonun tatlı bitmesi için bir nihai tarihin verilmesi son derece mantıklı. Siyasi çekişmeler bu halkı yoruyor. Bunu kendimden biliyorum. Gergin ortamda büyüyen çocuklar gibi olduk. Büyüklerin kavgaları hepimizi etkiliyor. O yüzden büyüklük uzlaşanda kalsın. Ticaretin özellikle KOBİ’ler açısından modası dışarıyla yapılanı oldu. Yeni nesil KOBİ’lerde bu eğilimi gittiğimiz her ortamda görüyoruz. KOBİ’ler dış ticaret yapmak istiyor. Bu yönde KOBİ’lere sağlanan devlet desteklerinde inanılmaz bir artış var. Küresellik KOBİ’ler tarafından karlı yanıyla doğru algılanma başlanmış. Yılların İnegöllü mobilyacısı artık markalaşmak, taklitten, esinlenmeden sıyrılıp kendi tasarım kültürünü nasıl yaratacağının arayışına girmiş. Yeni Ekonomi Bakanlığı’nın bu açıdan çok önemli bir yapı. Desteklerin yeni tarafı proje ve ortak çalışmayı özendiren taraflarının olması. Kümelenme artık KOBİ’ler açısından yeni bir ışık. Bu ışığı birlikte hareket edenler güçlü kılıyor. İş adamları, sanayici örgütleri bu ışığı fark ettiler. Kümelerin gözleri sınır ötesinde. Ancak sınır ötesinde de farklı şeyler oluyor. Uzlaşma bir sihirli kelime sanki. Gözümüzü diktiğimiz dış piyasalar da sorunlarımız var. Suriye’yi çok değil bir yıl kadar önce çok önemli pazar görenlerimiz vardı. Hatta yatırım yapmayı düşünenlerimiz bile. Hatay’a sık giderim. Suriye yakınlaşması ne yatırımlar yaptırdı Hataylı girişimciye ne yatırımlar… Kuzey Irak keza öyle. Az iş gezisi düzenlenmedi, az fuar yapılmadı hem Irak’ta hem Suriye’de. KOBİ’ler açısından da ilginçti bu ülkeler. İsrail, Mısır dünden farklı. İşin özü şu; Ticaretin siyaseti olur mu ? Olmaz mı ? Bir tarafta dış pazarlara dönen gözler. İç piyasa bardağının taştığı, tatmin edemediği KOBİ’ler. Bir tarafta değişen dış ilişkiler. Dostluktan hasımlığa giden, inen çıkan tansiyonu artan uluslararası ilişkiler. Evet, iş dünyası açısından memnun olan var mı ? Sanmıyorum. Genel anlamda yeni dış ticarete soyunan KOBİ’ler açısından yakın komşular önemli bir pazar değeri taşıyor. Fırsatı dışarıda arayanların seçenekleri azaldıkça büyümesi de zor olur dersek yanlış olmaz. Dış ilişkileri bir de bu açıdan, ticari yönleri ile değerlendirmek gerek. Barışçıl tarafı güçlü olan bir ülke olarak uzlaşma bizim için komşuluğun gereği, ama tabii ki karşımızda uzlaşacak adam bulabilirsek. İş dünyası açısından kaygıda haklılık payımız var. Moralimiz yerinde, işimiz için gelişmeler hayırlı olsun.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 11:58
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *