» 
»
 

Yerli Ürüne Karşı Direnç Devam Ediyor

Değişen bir şey yok direnç devam ediyor!

Kamuda yerli ürün kullanımına yönelik yayınlanan Başbakanlık Genelgelerine karşı bürokratik direncin devam ettiği ifade ediliyor. Ar-Ge başta olmak üzere yerli üreticilere sağlanan desteklerin her geçen gün arttığı, uluslararası başarıların yazıldığı bir ortamda, kamu alımlarındaki ‘yerli ürün tercihi’ net çözüm bekliyor.

Başbakanlık’ın; 2 Aralık 2008 tarihli 2008/20 sayılı Yerli Ürün Kullanılması, 5 Haziran 2011 tarihli 2011/6 sayılı Avrupa Küçük İşletmeler Yasası Prensipleri, 6 Eylül 2011 tarihli Yerli Ürün Kullanılması Genelgeleri ile Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın 27 Temmuz 2007 tarihli Offset Uygulamalarına İlişkin Tebliği’nde; kamu kurum ve kuruluşlarının alımlarında yerli ürünleri tercih etmesi ve alım şartnamelerinin buna göre düzenlenmesini bildirmesine rağmen maalesef şimdiye kadar hiçbir kamu kurumu tarafından uyulmadığı ve uygulanmadığı açıkça görülüyor.

Genelgeler; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı sırasında yayınlanmıştı. Kamunun yerli malı kullanması için önemli ve yerinde hamle idi. Bu, aslında yeni de değildi. Yönetmelik çok daha önceden çıkmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman bu genelgeyle, dış ticaret dengesini korumak için kamu alımlarında devlet dairelerinin ve bürokrasinin dikkatini çekmeye çalışmıştı. Ama genelge, yönetmelik ve tebliğlere maalesef devlet daireleri uymuyor ve uygulamıyor.

Söylem hep aynı: Yapılacak, uygulanacak
Aslında sadece devletin en üst makamının yayınladığı genelge, tebliğ ve yönetmelikler değil her sene yapılan çalıştaylar, şura raporları da tozlu raflara atılıyor ve uygulanmıyor. İşin en ilginç yanı da; aynı sektör için yapılan çalıştay ve şuralarda hep benzer kararların alınması. Peki o zaman alınan kararlara uyulmayacaksa vakitler niçin bu çalıştay ve şuralarda harcanıyor? Sonuçta sektörle ilgili ciddi bir rapor ortaya çıkıyor, devletin ilgili bakanları, en üst makamları bunu medyada paylaşıyor ve yapılan çalışmalar sadece günün manşetlerinde kalıyor.

Biz buna “Cek-Cak Politikası” diyoruz; yapılacak, uygulanacak. Sonuçta sadece havada uçuşan sözcükler, gazete manşetlerinde yer alan duygu yüklü cümleler, uygulanmayan genelge, tebliğ ve yönetmelikler, kütüphanenin tozlu raflarına bırakılan şura ve çalıştay raporları var. Uygulamalarda çok zayıfız. Avrupalı yazdıklarını yapıyor, biz ise yapmıyor sadece konuşuyoruz.

Bütün dünya kriz sonrası yerli üreticisini destekleyecek adımlar atarken, bizde Başbakanlık Genelgesi ve yönetmelikler unutuldu ve sonuçları hiç takip edilmedi. Pek çok sanayicimiz kamu alımlarında yerli değil, ithal ürünlerin tercih edilmesi hakkında ilgili makamlara şikayette bulundukları halde; ithal ürünlere yönelik adrese teslim alım şartnameleri yüzünden bu şikayetlerinin dikkate alınmadığını belirtiyorlar.

Yerli üreticimizin ürettiği mal, ithal mala göre yüzde 40-50 daha ucuz olmasına ve birçok ülkenin Türk sanayicisinin ürettiği malları tercih ettiği gerçeğine rağmen, kamu kurumlarının yayınlanan genelge, tebliğ ve yönetmelikleri hiç dikkate almayarak ithal ürünleri tercih etmesi, Türk sanayisinin ve girişimcisinin gelişmesini baltalıyor ve ülke sanayinde ciddi sıkıntılara neden oluyor.

TAAHHÜTNAME İLE SORUMLULUK KABUL EDİLİYOR!

Devlet Malzeme Ofisi (DMO) kendisinden alım yapan kamu kuruluşlarından taahhütname istiyor.

Araç tercihinde, 06/09/2011 tarih ve 28046 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “yerli ürün kullanılması” konulu Başbakanlık Genelgesi’ne uyulması hususundaki sorumluluğun tarafımıza ait olduğunu, peşinen kabul ve taahhüt ederiz.

Taahhüdü ile bütün sorumluluğun alım yapan kamu kuruluşunda olduğunu vurguluyor. Fakat bu uygulama yeterli değil, çünkü kamu kurumları bu taahhütnameyi imzalayarak cesaretle ithal alım yapabiliyor.

BÜROKRASİ YERLİ MALI ALMAMAKTA NİÇİN DİRENİYOR?

  • AB kuralları gereği, kamu kurumlarının inisiyatifinde olan ‘yerli malı tercihi’ zorunlu tutulmamaktadır. Zorunlu tutulmadığı için ithal ürün tercih ediliyor.
  • Yurtdışından kredi alınarak Kamu İhale Kurumu uygulamaları by-pass edilmektedir.
  • Şartnameler adrese teslim olarak hazırlanmaktadır.
  • Şartnamelere en az %51 yerli katkı şartı konulması, şartnameyi hazırlayan idareye verildiğinden bazı idareler buna uymamakta ve hiç yerli katkı şartı koymamaktadır.
  • Kendi sanayicimizin ürettiği ürüne %30-%50 ucuz olsa bile güvenilmemektedir.
  • Şartnamelerde iş bitirme belgesi, daha önce benzer işlerin yüksek sayılarda üretilmiş olması şartları yazılarak yerli sanayicinin ihaleye girmesi engellenmektedir.
  • Bürokrasi hantal bir yapıda ve işletilemiyor.
  • Bürokrat riske girmekten korkuyor.

BÜROKRASİNİN YERLİ ALIM YAPMASI İÇİN GEREKENLER?

  • Genelgeler, kanuna dönüştürülmelidir.
  • Kamu İhale Kanunu’nda acilen Türk sanayisini ve yerli ürünü koruyacak düzenlemeler yapılmalı ve denetim sağlanmalıdır.
  • Yapılan her şartnamede sektörle ilgili en az %51 yerli katkı payı konulmalı, sektöre göre teknoloji transferi ve Türkiye’de ortak yatırım şartları eklenmelidir.
  • Orta ve yüksek teknolojiye sahip yerli ürünlere ve Ar-Ge ile üretilmiş ürünlere ihalelerde en az %25 yerli ürün alınması şartı getirilerek, belli bir oranda alım garantisi verilmelidir.
  • Yerli ürünlerin satın alınmasına yönelik zorunluluk getirilmelidir.
  • Belediye ve köylere finans sağlayan İller Bankası, yerli ürünü destekleyen Başbakanlık Genelgeleri’ne uygun hareket etmeli; belediye ve köy alımlarında yerli ürün zorunluluğu getirmeli ve denetlemelidir.
  • Kamunun, DMO aracılığıyla sağladığı tedariklerde, Başbakanlık Genelgeleri’nde yazılan yerli ürün tercihi zorunlu hale getirilmeli ve denetlenmelidir.
  • Bürokrasinin inisiyatifine bırakılmayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

BAKAN FİKRİ IŞIK DA DİKKAT ÇEKMİŞTİ

Kamunun yerli ürün kullanımı ile ilgili önemli adımlar atan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada bürokraside yaşanan ‘yorum farkı’na işaret etmişti.

Işık, şunları söylemişti: “Türkiye’nin teknoloji düzeyini yükseltme zorunluluğu olduğu için Şubat 2014’te TBBM bir kanun maddesini kabul etti. Orada; orta yüksek ve ileri teknolojide. Yani ileri teknolojide. ‘Yüzde 15’e kadar fiyat avantajını uygulamak zorunludur.’ diye bir hüküm geldi. İleri teknoloji ürünlerde kesinlikle fiyat avantajını uygulamak zorunda.

Orada bir ibarede ‘yüzde 15’e kadar’ deyince sağolsun bazı bürokratlarımız, ‘Ben bunu yüzde 1 uygularım, yüzde 2 uygularım’ gibi olayın lafzından çıkarak, ruhunu kaybeden bir anlayış gösterdiler. Biz de Bakanlık olarak bunları yakın takip ediyoruz. Bunlara müdahale ettik. Ar-Ge reform paketinde o yorumu dahi ortadan kaldıran belki bir açıklık da getireceğiz.”

OSTİM Gazetesi’nin Şubat 2013 sayısında konu tüm detaylarıyla paylaşılmıştı.

OSTİM Gazetesi Şubat 2013 sayısını okumak için tıklayınız

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *