» 
» 
Yıllar Yollar Anılar

Yıllar Yollar Anılar

Atilla ÇINAR

Bundan yaklaşık 30 yıl önce, henüz teknik üniversitede öğrenci iken OSTİM’e gelip gitmeye başlamıştım. Şimdiki Bosna İş Merkezi’nin hemen arkasındaki sokağın başında olduğunu hayal meyal hatırladığım, kayış, kasnak, rulman benzeri malzemeler satılan ‘Anadolu Rulman’ın sahibi rahmetli Arif Gürel’in oğlu Taner arkadaşımdı. Taner ile birlikte zaman zaman OSTİM’e gelir, Arif Amca’nın çayını içip onunla sohbet eder, sonra da çıkıp OSTİM içinde dolaşırdık. O yıllarda OSTİM’de gidebileceğimiz tüm yerler ANADOLU Rulman’a 400-500 metre mesafede olan yürüyerek gidilebilen yerlerdi. Sanırım o yıllarda OSTİM’in tümü de zaten neredeyse o kadardı.
O yıllardan bir de ‘Teknikel Birlik Ortaklığı’nı hatırlıyorum. O zaman bana yaşlı gelen iki kader arkadaşı, iki dost kupol ocakta kızarmış demiri büyük maşalarla tutup eski bir Rus presinin altında dövelerdi. Onları hayranlıkla izlerken, demiri çelik yapmanın, ona şekil vermenin ne esaslı bir iş olduğunu kavramaya başlamıştım. İşleri kızgın demire şekil vermek olan iki ortaktan Şevket Sunal’ın yıllar önce öldüğünü biliyorum, diğer ortak Tahir Şimşirok eğer yaşıyorsa uzun ömür diliyorum.
Bir mühendislik öğrencisi olarak ilerde bir gün yolumun nasılsa düşeceğini hissettiğim OSTİM’de o yıllarda kaç mühendis vardı bilmiyorum. OSTİM’in o yıllarında, yazın toz, kışın çamur içindeki sokaklarında dolaşırken, bir gün, o dönemde parmakla gösterilen mühendislerden biriyle tanışma fırsatım olmuştu. Taner beni makina imal edilen bir atölyeye götürmüştü. Adı ‘TUŞE Makina’ olan atölyenin sahibi, bir çok OSTİMLİ’nin hemen tanıyıp hatırlayacağı Tufan Sesigürgil, makina mühendisi idi. 200 metrekarelik klasik OSTİM dükkanlarından birinde makina parçaları ve aparatlar tasarlanıyor, bunlar imal ediliyor, makina montajı yapılıyordu. Henüz bir mühendislik öğrencisi iken, yaşamımda ilk kez bir makinanın ortaya çıkış sürecine hayranlıkla tanıklık etmiştim.
Arkadan gelen yıllarda, mühendislik yapmaya başladığım dönemlerde daha yakından tanıyıp çok şey öğrendiğim kulakları çınlayası Tufan Sesigürgil çok sayıda genç mühendise ağabeylik etti. Birçok mühendis ona öykünerek, ona özenerek ya da onun cesaretlendirmesi ile OSTİM’e geldi ve bugün burada var olan mühendislik çalışmalarının temellerini oluşturmaya başladı.
Aradan yıllar geçti ve OSTİM’de mühendis sayısı binli rakamlara ulaştı. Atölyeler fabrikalara dönüştü, yapılan işlerin niteliği sürekli değişti. CNC tezgahlar yıllar öncesinde parmakla gösterilirken, şimdi çok sıradan, her yerde rastlanan makinalar oldular. Hatta OSTİM’de CNC tezgah üreten firmalar ortaya çıktı. Zaman içinde OSTİM ve İVEDİK birlikte önemli bir yan sanayi havzasına dönüştü. Özellikle savunma, havacılık, otomotiv, elektronik, çevre ve enerji, iş makinaları ve medikal alanlarında yan sanayi hizmeti veren firmaların sayısı gün geçtikçe arttı. Bu arada ODTÜ Teknokent OSTİM’e inkar edilemez bir teknolojik zenginlik kattı. Belki bunlardan daha da önemlisi OSTİM ve arkasından İVEDİK ‘organize sanayi bölgesi’ statüsü edindiler. Yazın toz kışın çamur içindeki sokak ve caddeler geç de olsa asfalta kavuştu. Her sokakta, eski küçük binaların yerlerine, yapılan işlere daha uygun yeni yapılar ortaya çıktı. Dünyada ve ülkemizde hizmet sektörünün gelişmesine ve ekonomi içerisindeki ağırlığını artırmasına paralel olarak, OSTİM’de de iş merkezleri, bankalar, ticari ofisler çoğaldı. Bu gelişme, tanıtım, pazarlama, satış, dış ticaret gibi alanlarda daha ileri hamlelerin yapılabilmesini sağladı.
Ancak bütün bu çok olumlu gelişmeler olurken, önemli bir alandaki eksikliğimiz giderek daha fazla gün yüzüne çıkmaya başladı: Yetişmiş, eğitilmiş teknik insan kaynağı ihtiyacı ve bu alandaki açık durmadan artıyor. Pazar büyüyor, işletme sayısı, üretilen parça kalem ve miktarları, teknoloji uygulamaları hızla artarken, nitelikli insan kaynağı arzı aynı hızla artmıyor. Oysa büyük kaynaklar ayrılarak, çoğu zamanda borçlanarak yapılan tüm bu yatırımlar ancak nitelikli insanlarla daha verimli hale getirilebilir. Eğer nitelikli çalışan sayımızı artıramaz veya işletmelerimizi nitelikli çalışanlar için çekici duruma getirmez isek, milyon dolarlar ödeyerek kurduğumuz üretim altyapıları atıl duruma gelebilir. Sanayi bölgesi yönetimlerinin bu problemin çözümü için daha fazla çaba göstermeleri ve bu alana daha fazla kaynak ayırmaları gerekmektedir. Ayrıca işletme sahipleri büyüyen pazarın sağladığı kazançla orantılı ücret artışları yaparak ve daha iyi çalışma koşulları sağlayarak KOBİ’lerde çalışmayı daha cazip hale getirmeliler.
Önümüzde duran bu kritik eşiği aşmak için her birimiz üzerimize düşeni yapmaz isek, bundan yıllar önce hayranlıkla izlediğimiz Arif Amca’nın, Tufan Bey’in, Şevket Usta’nın ve OSTİM’i en zor zamanlarda sırtlamış onlarca insanın emeği boşa gitmiş olmaz mı?

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:09
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *