Adres :
100. Yıl Bulvarı No:101/A, OSTİM/Ankara-TÜRKİYE Telefon : 0 312 385 50 90 Faks : 0312 354 58 98 E-Posta : korhan@ostim.org.tr

Hayatın İçinde Öğrenmek

Korhan GÜMÜŞTEKİN
14 Ocak 2019 08:59

Ar-Ge çalışmalarına en yüksek bütçeyi ayıran ülkelerin aktarıldığı bir habere göz atma fırsatım oldu.

Çalışmanın girişinde, “Araştırma-geliştirme faaliyetlerine yapılan her harcamanın ve sarf edilen her emeğin ülke için gelişmiş ekonomi ve refah düzeyi olarak geri döneceği su götürmez bir gerçek.” denilirken ortaya çıkan küresel meblağlar, işin ne denli kritik ve göz ardı edilemeyecek derecede olduğuna işaret ediyordu.

UNESCO İstatistik Enstitüsü’ne dayandırılan haberde, Ar-Ge bütçelerinin satın alma gücü paritesine göre ayarlanarak incelendiği belirtiliyor. Deniliyor ki, “ABD ve Çin'in ayırdığı bütçenin toplamı, dünya genelindeki Ar-Ge bütçesinin neredeyse yarısına denk geliyor.” İşte tablo: Dünyada Ar-Ge çalışmalarına en çok bütçe ayıran ülkelerin başında 476,5 milyar Dolar’lık devasa bir rakamla Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Onu, 370,6 milyar Dolar’la Çin, 170,5 milyar Dolar’la Japonya, 109,8 milyar Dolar’la Almanya ve sırasıyla Güney Kore, Fransa ve Hindistan izliyor.

Bu ülkeler Ar-Ge ve inovasyona neden bu kadar önem veriyorlar? Çünkü karşılıklarını nitelikli iş gücü, küresel markalar ve güçlü üretim yeteneğinin beslediği ‘güçlü ekonomi’yle alıyorlar. Yine, her zaman tekrar ettiğimiz ve edeceğimiz üzere bütün bunlar uluslararası politikaya da yansıyor.

Gelişmekte olan ülkeler, günümüzde birçok sorunla boğuşuyor. Ben, bu noktada konuya şöyle yaklaşıyorum: Küresel emperyalizmin dişlileri arasında sıkışanlar; kaderine razı olanlar, üretmeyenler. Eşiği geçmek isteyenler; tasarlamak, üretmek için mücadele edenler ve kazananlar.

Tasarlamak ve üretmek için mücadele edenlerin yolunu açacak olan; bilim ve teknolojik ilerleme. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki manzarayı bakıldığında küllerinden doğan çok sayıda ülke bu aşamayı tercih etti. Bilim ve teknoloji ile araştırmacıları, memleketleri için yatırım yapan gönüllüleri ve en kritiği vatandaşlarının desteğiyle topyekûn kalkınma hamlesi başlattılar.

Üniversiteler, bir toplumun gelecek kurgusunda başat rol oynayan kurumlar. Özellikle yukarıda bahsettiğimiz kalkınma adımlarında hep onlar vardı. Türkiye’de Osmanlı’dan günümüze mazileri eskiye dayanan yükseköğretim kurumları çok değerli isimleri yetiştirdi. Bu kurumlardan mezun olanlar kültürde, sanatta, mühendislikte, tıp ve diğer alanlarda başarılara adlarını yazdırdı.

Uygulama ve iş yeri deneyimi gerekli
Ülkemizde üniversitelere ilişkin olarak çoğu defa, mezunlarının, sahanın yani iş dünyasının istediği donanımları taşımadıkları yönünde değerlendirmelere denk geliyoruz. Bu söylemlerin ağırlık noktasını; örneğin mühendislik disiplinindeki uygulama ve iş yeri deneyimi eksikliği oluşturuyor. Mühendis adayı, 4 yıllık eğitim hayatı boyunca, staj dönemini saymazsak CNC tezgâhıyla ne kadar tanışabiliyor?

Teknik bölümlerde okuyan tanıdığım bazı öğrencilerle bir araya geldiğimde, bireysel çabalarına tanık olduklarım var. Okul dönemlerinde sanayiye geliyorlar, teoridekileri yerinde görmek ve uygulamak istiyorlar. Ancak dediğim gibi bunlar bireysel çabalar. Yaygın bir program ve metodoloji dahilinde değil ne yazık ki.

OSTİM Teknik Üniversitesi, 50 yıllık üretim tecrübesinin ve birikiminin bir sonucu olarak bu düşüncelerle hayata geçiyor. Üretimin kalbi OSTİM'de, yaşamın içinde bir gelecek tasarımı olan üniversite; tasarım ve en son imalat sistemleri ve yenilikçi teknolojiler başta olmak üzere eğitim verdiği alanlarda öğrencilerine; uluslararası standartlarda eğitim, araştırma, uygulama altyapı ve imkânı sunacak.

2017 yılında kanunu kabul edilen Kurum, öğrencilerin üniversiteye başladıkları günden itibaren kendilerini iş dünyasının bir parçası olarak hissetmelerini ve eğitimlerini iş dünyasına adaptasyon süreci olarak geçirmelerini sağlayacak.

Tasarlayan, üreten, sorun çözen, girişimci bireyler için 2019-2020 eğitim öğretim yılında öğrenci kabul edecek üniversiteyle birlikte; ekonomi ve iş dünyasının ihtiyaçları ve deneyimi eğitimin tam merkezinde olacak.

Her zaman farklı ve nitelikli projelerin nüvesi olan OSTİM’in ülkemize kazandırdığı OSTİM Teknik Üniversitesi’ni heyecanla bekliyoruz.

Üretimin ve hayatın içinde öğrenmek çok değerli.

“Bilgi, onun sofistike doğasından bağımsız olarak, bir araçtır. O, kullanıldıkça gücü ve etkinliği artan bir yapıya sahiptir.”
Guy Finley

 

OSTİM GAZETESİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

twitter.com/KorhanGumustkn

Yazara ait diğer köşe yazıları